27 Ocak 2014 Pazartesi

TUBİTAK RAPORU

İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi, 5 nolu CD'yi Tubitak'a yollamış.
Üç kişilik bilirkişi heyeti ' CD'nin maniple edildiği ' kanaatine varmış! Bunun
anlamı birçok davanın birincil delili kabul edilen, 5 nolu CD kayıtlarına girildiği'dir.
Herkes bilir ki, CD kayıtlarına, bilgisayar hardisklerine hariçten girilebilir. Yeni kayıtlar
yüklenebilir. Mevcut kayıtlara ekleme, çıkarma, değiştirme vb. yapılabilir.. Bu hariçten
gazel okumalar, CD'nin delil olma niteliğini kaldırır!
Bilgisayara, harddiskine, CD'lere el konulurken, sahibinin veya avukatllarının
gözetiminde, el konulanların içeriğinin kopyası alınır. Bir nüshası sahibine veya vekiline teslim edilir. Bu el konulan kayıtların güvenliği için gereklidir..
Başkalarının bilgisayarlarına müdahale etmek, herkesin harcı değildir. Ekstra bu işe
yarayan programlar olması gerekir. Üstün nitelikle bilgisayarlara ve uzman katkısına
gereksinim vardır. Bunlar sıradan kişilerin elinde bulunmaz. Bu amaçla kurulmuş, gelişti-
rilmiş ve örgütlenmiş servislerin elinde olur. Amacı farklı, kurulumu farklı olan Tubitak gibi bilim ve araştırma kurumunda bile bunlar bulunmaz!
Bilgisayar kayıtlarının, harddisk kayıtlarının ve CD kayıtların kesin delil olması bu
yüzden tartışmalıdır. Maniple edilmiş ise tümden güvenirliğini yitirir.
Bu nedenle 'truecrypt' adı verilen, bilgisayarın kullanıcısına, çözülmesi imkansız
şifre sağlayan programlar geliştirilmiştir. TSK'nin, Donanma Komutanlığı vb. gizli kayıtların
hatta darbe (!) planlarının şifresiz kayıt altında tutulabileceğini düşünmek saflık olur
Bunları delil diye toplayanların, iddialarına delil gösterenlerin; öncelikle bakacağı
şey 'maniple' edilip edilmediğidir. Delilin güvenli olmadığı yolundaki zanlı savunma-
sını ciddiye alan bir makam çıkar!..
12.Ağır Ceza Mahkemesi, savunmayı ciddiye alarak, Tubitak'a sormuştur. Bilirkişi Tubitak heyeti, 5 nolu CD'nin maniple olduğu kanaatine varmıştır. Bu CD içindeki bilgi-
lerin tümümün güvenilmez olduğunu gösterir. CD'nin delil niteliği bitmiştir..
Basına yansıyan CD'nin delil niteliğine itirazların ciddi olduğunun da bir kanıtıdır.
Bunları göre göre bu delile dayınılarak hüküm verilmesi de çok sakıncalıdır. Bazı
kararları Yargıtay'ın onamış olmasının isabetli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu bilirkişi raporu, bu CD ile varılan bütün kararları ve sonuçları tartışılır hale getirmiştir
Delil diye dayanılan kanıtların her türlü şüpheden ari olması gerekir. Şüpheden sanık
yararlanır ilkesi de bunun içindir...
Tubitak raporu, açılmış ve soruşturması süren birçok davayı ve dosyayı etkiler. Veril-mış kararlar varsa, dayanağı delil güvenilir olmayınca, kararların değişmesi de olasıdır.
Yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Hükümlülerin başvurusu ile yargılamanın yenilenmesi kararı verilerek, bu müniple edilmiş delille verilmeş kararlar yeniden gözden geçirilmelidir. Adli hata olasılığı giderilmelidir.
Özel Yetkili Mahkemeler'deki bitmiş, süren davalar ile yeni soruşturmalar da bu
rapordan etkilenecektir. Balyoz davası, İkinci Poyrazköy davası, İkinci Amirallere Suikast davası, Ergenekon davası vb. 13.ncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükümle birlikteki suç
duyuruları bile bu rapordan etkilenebililir. Araştırma yapan savcıları, iddianame altında imzası olan savcıları, bu delile dayanarak karar veren hakimleri bile etkiler.
Bu soruşturmaya katılan polisler, savcılar ve yargıçların neredeyse tümü başka yerlere
atanmıştır. Başbakan ve baş danışmanı ağız birliği ile ' Derhal tahliye edilmeleri gerekir!' buyurmuşlar.. Haksız sayılmazlar! Sayın Başbakan bu davaların 'savcısıyım' demişti!
Baştan beri bildikleri olmalı! Ondan iyi mi bileceğiz?
İktidarlar güçle kurulurlar, adaletle sürerler!
Gücün bittiği aşikar! Adalet ne zaman gelir? Yakındır diyelim!
Sağlıcakla kalın....
 Hasip ÖZTÜRK

22 Ocak 2014 Çarşamba

2. PERİNÇEK SAVUNMASI


 
Dünyada yirmiyi aşkın ülkenin palementosu, ' Ermeni'lere soykırım yapılmıştır.'

kararı almıştı. Fransa ve İsviçre, bu karara, inkar edenlere, ceza yaptırımı hükmü de

eklemişti. Yani bilim, siyaset adamlarına, tarihçileri, sokaktaki adama tartışma yasağı

getirmişti. Aksini savunanlara hapis dahil bir dizi ceza öngörüyordu.

Fransa'nın çıkardığı yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından oybirliğiyle iptal olundu.

Özgürlükçü (!) İsviçre'de ceza yaptırımı ile bu yasayı pekiştirmişti!.

Ermeni Diasporası, ülke ülke dolaşarak, parlementolardan böylesi garip azınlık

kararları çıkartıyordu. Türkiye'yi Ermenilere soykırım yapan ülke yaftasıyla sarmak,

kendini savunmaktan alıkoymak istiyordu..

24 Nisan'da ABD Başkanı demecinde 'soykırım sözü edecek mi?' diye dikkat

kesilirdik.Kesilmekle kalmaz parlemento heyeti yollayıp baskı yapıyorduk.

Ermeni Diasporası 2015 yılında, 100.ncü yılı diyerek, dünyaya etkili propaganda

hazırlığı yaptığı sırada bu karar iyi gelmiştir..

2005 yılında, İsviçre'nin ceza hükmü taşıyan yasa çıkarması üzerine, Doğu Perinçek

ve duyarlı yurttaşlar; bilim ve siyaset adamları Merhum Rauf Denktaş başkanlığında Talat

Paşa Komitesi adıyla örgütlendiler. Prof.Dr.Kemal Alemdaroğlu,.Kadri Yamaç, Süheyl Batum, Günseli Başar, Doğu Perinçek, Barlas Doğu, Nüzhet Kandemir, Mehmet Gül, Pulat Tacar, Hayati Güven, Ertuğrul Apakan gibi çok sayıda yurttaş bu çalışmaya katıldı..

Sayın Perinçek ve çok sayıdaki yurttaş birlikte İsviçre'ye gittiler! Ceza öngören yasayı

orada, açık açık ihlat ettiler! Ermeni Soykırımı ' Uluslar arası bir yalandır!' diyerek

açık ve kapalı toplantılarda haykırdılar! Talat Paşa Komitesi üyeleri de Perinçek'i destekle-diler. Bilerek bu abuk yasayı ihlal ettiler.

Yöresel Ermeni Derneği'nin suç duyurusu üzerin soruşturma açıldı ve Perinçek hak-

kında ceza davası açıldı. Perinçek iki valiz dolusu belge ile gitti ve kendini savundu. Mah-

keme Perinçek'i suçlu bulup ceza hükmü verdi. Temyiz Mahkemesi kararı onadı. Bu kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açtı..

Talat Paşa Komitesi'nin çabaları bununla kalmadı. Ermeni Soykırımı iddialarına

yanıt veren, savunmayı destekleyen belgeleri kitap yaparak on binlerce kişiye kendi

dillerinde eriştirdiler. Yüz binlerce belgeyi ilglili tüm resmi ve özel kuruluşlara, sokaktaki

adama kadar ilettiler..Toplantılar, gösteri yürüyüşleri, açık oturumlar yaptılar..

Avrupa Parlementosu, 2006 yılında, AKP hükumetinden Talat Paşa Komitesi'nin

dağıtılmasını istemiştir.

Aralık ayı ortasında AİHMahkemesi, Ermeni Soykırımı davasını Doğu Perinçek ve müdahil Türkiye Cumhuriyet Hukümeti lehine bitirmiştir. Perinçek ve Türk Hükumetinin

tezine büyük ölçüde hak vererek; AİHM İsviçre Hükumetinin savının aksine AİHM,

1915 olayları ile Yahudi Soykırımı'nın kıyaslanamayacağı; İsiviçre otoritelerinin Perinçek’i mahkum ederken kullandıkları gerekçe ve tezleri “yetersiz” bulmuştur.

AİHM, Perinçek hakkındaki mahkumiyet kararının 'sosyal bir ihtiyaçtan kaynak-

landığı ve demokratik bir toplum için gerekli olduğunun kanıtlanamadığı sonucuna

varmıştır. İsviçreli yargıçların yetki marjlarını aştığına kanaat getiren AİHM, İnsan Hakları

sözleşmesinin 'ifade özgürlüğünü' ihlal ettiğine hükmetmiştir.

Karar kesinleştikten sonra, Avrupa Konseyine üye 47 ülkede bu karar bağlayıcı ve

emsal olacaktır. Soykırım yapılmadı diye savunanlar ceza ile tehdit olunamayacaktır!

Doğu Perinçek bu sonucu özgürlüğünü riske ederek sağlamıştır. Bu onur onundur..

Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK

www.Saliyazilari.blogspot.com . 22.01.14. Bursa


14 Ocak 2014 Salı

KATIR İLE SATIR ARASI


 
Katır, kırk katırdır. Satır de bildiğiniz satır!

Günlerdir ikisi arasında gidip geliyoruz!

Gülen'in 'hakimleri, savcıları' gitsin; 'Tayyip'in hakimleri ve savcıları' gelsin?'

Bu çekişme tüm hızıyla sürüyor! Gülen Cemaati, devlete sızdırdığı, kilit noktalara yerleş-

miş 'paralel hakim ve savcıları' korumanın telaşında. HSYK'nun 'paralel kanadı' da

çatışma alanına atlayıverdi! Hamileri yanında bir bildiriyle savaşa girdi!

Hükumet kanun teklifiyle, “mevcut “ HSYK hakim ve savcılarını toptan yerinden edip, HSYK'nin kurullarını azledip; kendi adamları ile dolduracaktır! Yargı erkini tümüyle Adalet Bakanının denetimine almayı ummaktadır!

'Abdullah Kardeş' yol ayrımında! Taraf olamayan, bertaraf olur kavşağında!..

Hesabın daha incesiyse, çıkacak yasa, Anayasa'ya aykırı bile olsa; durdurma veya

iptal kararına kadar atamalar yapılmış olacaktır! Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı

geriye yürümez. Atanan, atandığı yerde kalır! Maksat hasıl olur! Hükumet ve üyelerinin yolsuzluklarının soruşturulması, yargı eliyle durdurulacak ve örtülecektir! Güvenli yargı

              dediğin olsa olsa bu kadar olur!..

Çekişme, sille tokat sürüyor! Tekmeyi, silleyi yiyenler, ortadakiler! Onlar, kırk satır ile kırk katır arasında sıkıştılar! Kısaca 'muhalefet' deniyor onlara! Eski düzen kalsın dese katırların, gitsin derse satırların arasında ezilecekler!

'Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yargının tarafsız temsilcilerinden

kurulsun! Yargının bağımsızlığı, yansızlığı ve güvenirliği sağlansın! “ diyorlar.Demesine diyorlar da 'davulcu o... gibi, gümgümler arasında kaynayıp gidiyor!' Yanlışı görüyorlar! Sorunu nasıl aşacaklarını bilemiyorlar. TBB Başkanı Feyzioğlu'nun Yeniden yargılansın!

ÖYM kaldırılsın! Sivil ağır ceza mahkemelerinde yargılansınlar!' diyorlar. R.T.E. İşine

yaramıyor bu çözüm! Cemaat hakimleri orda, Demoklesin kılıcı gibi asılı duruyor!!

Hükumet iki yanlı çalışıyor. Anayasaya aykırılığını bile bile yasa teklifi verdiler.

Meclisten geçirecekler. HSYK kadrolarını kendi adamlarıyla dolduracaklar. Atama yapıl-dıktan sonra AYM'nin itpal kararı solda sıfır kalır! Amaç bu Alicengiz oyunu nu yürütecek-ler! Yolsuzlukların soruşturulmasının önü kapatılmış olacaktır!.İktidarın anlı şanlı anayasa uzmanları, bu çareyi buldular! Patronu Yüce Divana yollamayacak HSYK oluşturacaklar!

Ne olur, ne olmaz diye; muhalefete de kanca atıyorlar! Anayasa değişikliği'nde anlaşa-lım, teklifi geri çekelim! Diye 'ayak oyunu' yapıyorlar..

Allahın sopası yok! Bu Yüce devleti yoktan var edenlere 'iki ayyaş' demişti!.

Tarih onu ve yandaşlarını hangi sıfatlariyla anacaktır? Yolsuzluk yapanlara, kamu malını, kamu parasını hortumlatanlara, hırsızlara, uğursuzlara çanak tutanlara, koruyup

kollayanlara, çoluğunun çocuğunun adını kirli işlere bulaştıranlara, elleri hep kirli

kalanlara tarih şimdiye kadar ne demişse onları diyecektir! O adlarıyla anılacaklar!

Yolsuzluklarını, pisliklerini sokağa dökmemek için yasa çıkaranlara, onlara yardım

ve yataklık edenlere ne demesini beklerdiniz tarihten? Yüce Türk Milleti adına karar verenlere de bir çift sözüm var! Türk Milleti adına karar vermenin onuru az mı geldi? Fetullah'ın, Tayyip'in adına hüküm vermeye özendiniz! Çocuklarınıza bırakacağınız ad

bu mu olacak?

Türk Milleti adına, yansız, bağımsız ve güvenli hüküm verenlere sözüm yok! Onlar

bu milletin her zaman yüzakı oldular! Göl yeri gibi, suları hiç eksik olmadı. Nemrut

Mustafa Paşa divanında hüküm verenleri tarih nasıl anıyor? Yüce Divan adıyla Rahmetli Menderes'i yargılayanları halk nasıl yargılıyor? 12 Eylül DGM'leri bile şimdikilerin hakim

ve savcılarından daha adilmiş meğer! Hiç değilse sahte CD, delil üretip hüküm vermediler!

Orada da Yüce Türk Milleti adına karar verenler vardı.

Sizi nasıl anacaklar?..Hiç düşündünüz mü? ..

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK




7 Ocak 2014 Salı

KUTU KUTU TIR




Koca tır ayakkabı kutusuna sığar mı? Sığmış bile!

Ordunun Kozmik odasına girebilen Yargı, Tır'a girememiş!

MİT görevlileri, Suriye'ye silah taşıdığı iddia olunan, Tır'a Özel yetkili savcıyı sokmamış! Sonuçta yetkili savcı olay yerinde, Mit görevlileriyle başbaşa kalmış!
Savcıya yardım için yollanan kamui görevlileri, üstlerinin emriyle geri çekilmiş. Savcı MİT görevlileriyle başbaşa kalmış! Fizik güç, yetkiye üstün gelmiş!..

Savcı canımı zor kurtardım diye yakınmış! Herkes hakkında suç duyurusu yapmış!
Yeni İçişleri Bakanı, 'Türkmenlere yardım gidiyordu, herkes işine baksın!' demiş.
Yöre Milletvekili 'Tır'ın güzergahında Türkmenler yoktur!' demiş.

Ülke yönetimindeki çürümeye bakın! Herkes işine bakamıyor!
Anayasal kurumlar, lotüs hastalığına tutulmuş! Birbirine yabancı ve düşman gibi davranırlar. Lotüs sadece biyolojik değil siyasi hastalıklar arasına girmiş!

Devlet içinde ' paralel devlet olgusu ' olup biteni anlatmaya yetmiyor mu? Cema'at denilen, kuş desen uçmaz, kaç desen koşmaz gayri resmi yapıyı oraya kim soktu? Kritik organları ele geçirirken kuzu mu güdüyordu?

Yürütmeyi engelleyecek kadar güçlenince mi farketti? Özel Yetkili yargıyı kaptırdığınızı yeni mi anladınız? Bir olumlu oya karşılık iki olumsuz oyla kararlar çıkıyordu! O bir oyu da garip
ve haksız soruşturmalarla yok ettiniz! Uyanmadınız mı?

Anayasa Mahkemesi'nin bildiklerini, ÖYM hakimleri, savcıları bilmiyor muydu? Orası karar vermeden, Milletvekillerini bile tahliye etmediler!..

Çıkardığınız bir, iki, üç dalga yasaları takmayınca mı uyandınız?
12 Eylül günü, Anayasa değişikliğini reform diye satmadınız mı dünyaya?
Bir kötünün yanına, bir iyi koyarak oylattınız!
HSYK'yı hakimlere, savcılara seçtirdiniz! Tulum çıkardılar. Kendi başarınız mı sandınız? Soruşturma yönetmeliğine karşı bildiri yayınlanınca mı ayağınız suya erdi?

' Yetkim olsa kendim yargılardım ' diye çerçevelik sözler ettiniz!
Devleti tümüyle ele geçirmek isterken, kaleleri kaptırdınız! Ne oldu? Yetkili Savcı

Tır'a giremedi! Mit onu engelledi! İdare, yargıyı tanımadı. Sahiden Türkmenlere yardım gidiyorsa, savcının görmesinde ne sakınca olabilirdi. Anayasa “idarenin hiçbir eylemi, yargı denetimi dışında tutulamaz” diyordu! Basbayağı tutulmuş işte! 

İki bin kişi, paralel yapılanma üyesidir, tasfiye edilecek diye fişlenmiş! Tek tek tesbit edilmiş çürük elmalar! Kamu hizmetinden çıkarılacaklar! Bekletiliyor şimdilik! Belki pazarlık için! Belki uygun zaman ve rüzgar bekleniyor!

Cema'atın sözcüsü bilinen biri “ Dostların kaybedileceği, çürüklerin ayıklanacağı bir fırtınaya girildiğini.. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş sıkıntılara hazır olunmasını..” uyarmış! Bu, yeni yolsuzlukların ortaya döküleceğinin işareti midir?

Hadi birinci soruşturma dalgasi, dosyalar 'bizim adamlara' verildi, durduruldu! İkinci dalgayı, soruşturma yönetmeliği ile frenlendi, örtüldü! Yeni dalgaların her birisi için 'torba yasa” mı çıkaracaksınız? Hazır 'Mektup gelmiş!' uzlaşmanın tam zamanıdır!

Paralel devletin 'fişlenmiş adamları tasfiye edilmeyecek!' Karşılığında 'yolsuzluk dosyaları sümenaltı' edilecek! Al gülüm, ver gülüm! Kazığı Türkiye yiyecek!

Kutu kutu tırlar geçecek! Ne istenirse o geçecek! Ama yolsuzluk dosyaları günyüzü görmeyecek! Milli irade dedikleri, paralel devletin elinde rehin tutulacak!

İstiklal Savaşı'nda analar, çocukların üstündeki örtüyü top mermilerine örterdi!

Şimdi yoksulların örtüsü, yolsuzlukların üstünü örtecek! Zaman değişmiş! Değer yargıları değersizleşmiş! Milli irade, cehaletten beslenir olmuş! Milli irade, yolsuzlukları örtme bahasına, yolsuzun eline rehin düşmüş!

Aynı güneşin altında, kim kimin kirlilerini yıkamakla meşgul!

Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, Bursa, 07.01.14

31 Aralık 2013 Salı

KUMPAS


 

Kumpas, TDK, İlköğretim sözlüğünde, argoda hile, düzen demekmiş.Artık kumpas, siyasetin bir terimi olmuştur! Argo jargonundan çıkmıştır! Sayın Başbakan'ın, devlet içinde paralel devlet örgütlenmesi yapmakla suçladığı F.Gülen Cema'atinin, devlet içinde çevirdiği dolaplara kumpas denilecektir!

Sayın Başbakan'ın “ ..ne istediler de vermedik? “ yakınmasına bakılırsa; Cema'ate herşeyi vermiş! Cema'atin devlet içinde paralel örgütlenmesine de göz yummuş! Ya cem'aat daha fazlasını istemiştir; ya da hükumet devlet içinde daha fazla güçlenmesini istememiştir! Bu ihtimal daha doğrudur!

Kavga, hukümetin getirdiği dalga dalga yasa hükümlerini, yetkili yargıçların kullanmaması ile başlamıştır. Asker, sivil tutukluları salmamışlardır., Hükümet, Cema'atın dersaneleri üzerinden kavgayı sürdürmüştür! Cema'at güçlü olduğu polis, yetkili savcılar üzerinden karşı hamlesini yapmıştır! Birinci yolsuzluk dalgası soruşturması, dolayı olarak Başbakan'ı hedef almıştır! Dört bakan derken, sekiz bakan feda edilmiştir!

Hükumet, istifa edecek bakanlara dört, beş yüz kişinin yerinden edilmesi ve atanması şansı tanımıştır! Hükumet, sıralı üst amire haber vermeden soruşturma yasağı getirmiştir! Soruşturma yönetmeliğini değitirmiştir. HSYK yönetmeliğin Anayasa'ya aykırı olduğuna dair bir bildiri yayınlamıştır. Hukümet bildiri yayınlamalarını yasaklamıştır. Danıştay, hükumetin bu 'yönetmeliği' nin yürütmesini durdurmuştur.. Bunlar tarafların peş peşe hamleleridir. Çoğunca hükumetin kalesinie gol olmuştur!..

Yetkili savcılar ikinci yolsuzluk dalgasını soruşturmak istediler. Başbakan'ın yakınlarının da adı karıştı. Hukümetin isteğiyle kolluk kuvvetleri, savcı talebini yerine getirmedi! Hükumet yanlıları, dosyayı savcıdan alıp başkasına verdi. Savcı soruşturulmaya başladı! Böylece Hükumet, Cem'aat ikinci yolsuzluk dalgasında berabere kaldılar!..

Hükumet etkili olduğu Yasama ve Bakanlar Kurulu ile 'soruşturma yönetmeliği' hükümlerini Polis Vazife Selahiyet Yasası' ile 'Ceza Muhakemeleri Usul Yasası'na sokmaya çalışıyor. Böylece hükumet yolsuzluk soruşturmalarını durdurmak istiyor.. Cema'at yeni yolsuzluk dosyalarını bu kez, korsan olarak piyasaya sürecek anlaşılan!

Kavga giderek büyüyor! Cema'atın devlet organlarına şırınga ettiği elemanlar tasfiye olabilir. Hükumet bu kavgada seviye ve itibar kaybetmiştir! Cema'at ilk saldırısında başarılı olmuştur. Sayın Başbakan sekiz bakanını feda ederek, şimdilik avantaj sağlamaştır. Bakan Albayrak, Başbakan istedi, yaptım! Asıl onun istifa etmesi gerekir! sözü manidardır..

İstifa eden bakanlara, giderayak, çok sayıda atama yapma fırsatı tanındı. Polisi, savcıları ve yargıyı Cema'atin nüfuzundan çıkarmak için karşılıklı elenseler sürüyor! HSYK hükumetin önünü kesmektedir. Cema'at ikinci dalga yolsuzluk soruşturmasıyla,oğulları üzerinden Sayın Başbakana uzanmak istemiştir. Başbakan sıralı amire bildirme şartı ile soruşturulmaktan şimdilik kurtulmuştur! Soruşturmayı başlatan savcının elinden dosya alınmış ve başkasına verilerek işlem durdurulmuştur. Danıştay yönetmeliğin yürütmesini durdurmuştur. HSYK yönetmelik, Anayasaya aykırı diye oybirliğiyle bildiri yayınamıştır. Hükümet bildiri yayın-lamayı yasaklamıştır. Hukümet, yönetmelik hükümerini yasa hükümlerine dönüştürerek uygulama hazırlığı içindedir..

Üçüncü, dördüncü soruşturma dosyalarının piyasaya düşmesi bekleniyor! Hükumet bunların piyasaya düşmesini yasaklamaya çalışıyor. Cema'atin darbesi etkilidir! Sarsıntıyı azaltmak için Başbakan şehir şehir koşuşturmakta ve konuşmaktadır! Civcivlerini dağılmaktan sakınıyor! Ama durum parlak görünmüyor. Onca yolsuzluk açıklama tehdidi ile sakal Cema'atin eline geçmiştir!..

Halkın güveninde aşınma yoğundur! Sayın Başbakan güvenirliğini ve inandırıcılığını yitirmektedir...Vaktiyle Hükumet, cema'atin gücünü kullanarak TSK'nın kozmik odalarına girmişti. En üst rütbeliden, alt rütbeli emekli ve muvazzaf askerleri hapse tıkmıştı. Ölenler
oldu. Gizli tanık diye hasımlar dinletildi. İlaveli dijital deliller kullanıldı. Asker, sivil hapse
atıldı. Komutanların terfileri engellendi. Düzmece delillerle TSK kumpasa getirildi.

Yargılamanın güvenirliği, yansızlığı ve itibarı son gelişmelerle düştü! Yeniden yargılanmaları zorunlu oldu.Yargıtay yargıcı dosyaları Gülen'e gönderip ne karar vereceğini danışmış! Böyle bir yargıca, verdiği kararlara saygı duyulabilir mi?

Tuz kokmuş, soda da kokmuş!
Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

www.Saliyazilari.blogspot.com Yeni yılınız kutlu olsun ..

24 Aralık 2013 Salı

BABADAN OĞULA


 

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye başkanı iken, bir kongrede coşkulu bir konuşma
yapmış. Söyledikleri çerçevelik sözlermiş. 2013 Aralık'ta, yolsuzluk bombaları bir bir patlayınca, yanıba-
şındaki bakanların çocuklarının adları, yolsuzlukla anılmaya başlayınca; sözleri anımsanmış!

Ne demiş Sayın Erdoğan “..Ben bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım! Hırsızlık babadan evlada geçer! Evlattan babaya değil. Dolayısıyla yönetimler de hırsızlık yukarıdaki üst yöneticilerden, alttaki yöneticilere , oradan da halka yansır!.demiş.

İçişleri, Ekonomi, Şehircilik ve AB bakanlarının oğullarının adının karıştığı yolsuzluk dosyaları peşpeşe patlamış! Bir banka genel müdürü, bir belediye başkanı, birçok anlı, şanlı işadamı da gözaltına alınmış! Tanınmış bir şarkıcının İran'lı işadamı görünümlü kocası da gözaltına alınmış! Anlaşılan yol-suzluk mayası ondan! Adam 84 milyar euroyu, İran'a transfer etmeyi başarmış!Altın transferi yolsuz-luğu şaibesi de varmış! Hatta bir uçakla 1.5 ton altın gelmiş! Yasal yol izlenmemiş. Aksilik çıkınca, allem-kallem edip altın yüklü uçağı, bir Arap ülkesine kaçırmışlar! Etkili ve yetkili kişilerin kayırması olmuş! Bu işler hatır için değil, dünyalık içinmiş! Bal tutanlar parmak yalamışlar!.. ABD'nin İran'a ambargosu bu yollarla, yolsuzlukla aşılıyormuş!. Çok para, dokunduğu yerleri çürütürmüş!..

Savcı, polis bu soruşturmayı gizlice yürütmüş! On dört ay izlemişler! Herşey kayıt altına alınmış! Gizli kalması gereken sornuşturma bilgileri, Hukümetten esirgenmiş! Bakan, vali, müdür bilmemiş!

Ama F. Gülen Cema'atına sıra gelince dilleri çözülmüş! Cema'at Hükumet arasındaki bilek güreşinde, Hükumet beklenen golü yemiş! Aslında Sayın Erdoğan bu yolsuzlukların kokusunu almış! Bakanlar kurulu değişikliğini, 2014 martı, mahalli seçimler ertesine niyetlinirmiş! Ataların 'dere geçerken atı, yolsuzluk varken avradı, yolsuzluğa bulaşan bakanı değiştirme!” uyarısına uymuş da olabilir!..

Cema'atın ağzı kese torba değil ki; seçime beş kala, pislikleri meydana döküvermiş! 'Elimizde daha çok mal var!' diye reklam kuşağı geçmiş! Stokta 'dört bakan daha var!' diye gıcık vermiş! Cema'ate yakın bir köşe yazarı da; 'AKP'nin kırk milletvekilinin kaseti var' diyesi! Kasetler herhalde 'yasak cinsel ilişki' kasetleridir! Artık 'imam nikahı, kuma, mut'a nikahı' varken bunlar da neyin nesidir? Olsa olsa röntgencilik sektörü ürünleridir! Bu kaset işi baydı artık! Erkek milleti bu! Ak topuk görünce bile abdesti bozulan cinsten! Uçkurunu zayıf yani!

Röntgencilik toplumun yarası olmuş! Önüne gelen ötekinin yatak odasını gözlüyor! Yahu bunlar, adamın karısını ilgilendiren yolsuzluk sınıfına girer! Size ne? Röntgencilik hem ayıp hem başkasının özel hayatına tecavüzdür! Aşikar etmek suçtur! Adınız röntgenciye çıkar, bu da cabasıdır! Müslüman müslümanın ayıbını örter diye biliriz! Siz Müslüman değil misiniz?

Savcı-polis on dört ay dinleyip izlemiş. Her şeyi kayıtlamış! Kimselere sır vermemiş! Bakan, vali, müdür bile duymamış! Ağızlarını sıkı tutmuşlar! Ama Cema'ate sıra gelince dilleri çözülüvermiş! İş bilek güreşine gelince, Cema'ata gol pasını vermişler! Hukümet cephesi de soruşturma yönetmeliğini değiş-tirmiş! Artık idarenin iznine bağlanmış! Fezlekelerin bile yolu kesilmiş. Artık savcı, polis kendiliğinden yolsuzluk soruşturması yapamayacakmış! Yargı, idarenin vesayeti altında deniyordu, şimdi aşikar olmuş!

               Başbakan' Devlet içinde paralel devlet olmuşlar!, İninize gireceğiz!' diye kükremiş meydanlarda! Uyan da
               balığa gidelim! Kimin sayesinde oldu? Kim kimi kullandı?

Oğulları sayesinde, babalar yolsuzluk zanlısı oldular! Babalar iş başında oturuyorlar! Hükumete hiya-net (!) edenleri bir bir ayıklıyorlar. Yerlerine güvenli kişileri atıyorlar. Canı yananlar, can yakıyorlar! Emniyet teşkilatı Çarşamba Pazarı'na çevrilmiş! Hukuk olmuş guguk! Her zanlının 'masumiyet!' karine-sinden yararlanma hakkı vardı! Kesin hükme kadar, kimseye 'Gözünün üstünde kaşın var!' denmezdi. . İş başa düşünce, masumiyeti anımsadılar! Balyoz, Ergenekon vb..davaların soruşturmasında, masumiyet ilkesi, gizlilik ilkesi sokağa düşmüştü! Belgeler, deliller, mahremiyet orta malı olmuştu!..

Sayın Başbakan'ın oğlunun yönettiği vakfa da şaibeli paradan 3 milyon TL bağışlanmış diyorlar.

Öteki oğlunun gemicikleri bir bir artarken, bu denli gürültü çıkmamıştı! Kızı yüksek maaşlı danışmanı oldu derler. Dünyalığı tamam! Babalar kızlarının tahtını yapar, bahtını yapamazmış! Ama pekala bakan yapabilir!. Sayın Erdoğan'ın sözleri çok güzel! Atalar buna 'Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı!' demişler. Talkım Divanı Lügat-it Türk'de koruk'muş. Özetle 'insan kendisini kayırır' demekmiş!

Hırsızlık babadan oğula, üst yöneticiden alt yöneticiye, oradan halka' yansırmış!” Ehlinden iyi bilemeyiz. Yansımıştır zahir! Yıllardır bedava kömür, makarna, pirinç dağıttılar! Karşılığında oy topladılar! Yansımaz olur mu? Bal tutan parmağını yalar diyen bu halktır! Komşuda pişer, bize de düşer diyen de!. Düşünmezler ki, yalanan bal, yenen helal aş bizimkidir! Harama, helala kim bakar?

Bakanlar işbaşında, oğullar tutuklu! Altlarını oyan 'hainleri' ayıklıyorlar!
İstifa, kabul değildir! Yansız soruşturma ve kovuşturma için gereklidir.
 
Türkiye'ye yansız soruşturmayı, kovuşturmayı unutturdular! Bu olsa olsa tenkildir! Delilleri karartmak ve örtmek için bu son demdir cancağızım!..

Sağlıcakla kalın. (20.12.13) Hasip ÖZTÜRK



16 Aralık 2013 Pazartesi

GÜNCEL ARİSTO


 

Aşağıdaki alıntıları yazar Ümit Sarıaslan, Aristo'dan derlemiş..

Aristo, M.Ö. 384 yılında doğmuş, 322 yılında ölmüş! 2.400 yıl öteden bugünleri görüp söylemiş! Tanıdık gelişini bakılırsa, sözleri dün ya da bugün söylenmiş kadar günceldir!

Ne demiş Aristo usta?
En önemli kişileri elden geldiğince alçaltmak ve işten en iyi anlayanları devletten uzaklaştırmak; halkın dernek kurmasını, şenlik yapmasını, okuyup öğrenmesini önlemek; ruhu yükselten ve insana güvenlik veren her şeyi engellemek; okula gitmelerini, toplanıp eğlenmelerini yasak etmek; insanlar arasındaki ilişkiler onlara güven verdiği için yurttaşların birbiriyle düşüp kalkmasını önlemek amacıyla her çareye başvurmak; gece gündüz sokaklarda devriyeler gezdirip kapıları dinletmek, herkesin mahrem hayatını açığa vurmak. Her yerde casuslar bulunduru(up); yapılan ve söylenen her şeyi öğrenmek; İnsanlar böylece yavaş yavaş köleliğe alışırlar...”

Aristo tam da bugünleri anlatmıyor mu? Sanki günümüzün muhalif bir köşe yazarı!
Sayıp döktüklerinin hepsi günümüzün gündemi! Toplumun saygı duyduğu, güvendiği kim varsa aşağılanmış! Hapislere atılmış! Çürümeye bırakılmış! Adaletin elindeki 'terazi değil kılıç işletiliyor! İşten anlayan devlet adamları, yöneticiler, yargıçlar, savcılar kim varsa devletten uzaklaştırılmış ya da askıya alınmışlar. Yerlerine işten anlamayanlar, yandaşlar işbaşı yapmışlar!
Sıfır sorun diye başladıkları yerden çok çok ötelere düşmüşüz! Savaş kapımızda, savaşa çanak
tutar olmuşuz!

Aynaya bakın, binlerce çocuk öldürülüyor!” diyor, pişkin pişkin! Kendinden gayri herkesi suçluyor! Esed'le sarmaş dolaş iken, iç savaşa destek veren; karşıtlara silah, cesaret, lojistik destek sağlayan kendisi değil sanki! Bir dediği bir dediğini tutmuyor!

Atatürk Orman Çiftliği babasının mülkü! Ağaçları kesiyor, beton yapıları dikiyor! Yüz bulsaydı Gezi Parkı'nı cascavlak edecekti! Şimdi ağaç aşığı kesilmiş! Bilmem ne kadar ağaç dikecekmiş! 3. Boğaz geçişinde kestiği ağaçlar gündeme bile gelmedi daha!

Ülkenin bir yanını Kürdistan diye yaftalamış! Büyük, küçük, orta Kürdistan haritaları elden ele dolaşır! Mülteci Suriyeli'lerle Hatay, Suriye haritalarına, yeniden gösterilir olmuş!

Aristo, 'Adalet ilkin devletten gelmeli, çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.'buyurmuş. Adalete güven kalmış mıdır? Anayasa Mahkemesi, müdahale etmeseydi, vekiller hala hapiste çürüyor olacaktı.! Çürümeye bırakılanlar var hala! Ölüm kurtuluş ise, buna “ öldüresiye adalet “ mi diyeceğiz? Ölenler ölüp kurtuluyorlar.

Bir koruma ordusu ile 'yurt içi' gezisi yapabiliyor! Gezilecek yerlerde adı konulmamış 'sıkı yönetimler' uygulanıyor. Çatlak ses çıkarırlar, gösteri yaparlar diye toparlanıyorlar!Cesaret edenler ' çeteci, terörist ' diye mahkemeler önüne çıkarılıyor. Bir kere terörist denildi miydi, bir daha çıkamıyorlar!..

Güncel Aristo '...okula gitmelerini, toplanıp eğlenmelerini yasak etmek; insanlar arasındaki ilişkiler onlara güven verdiği için yurttaşların birbiriyle düşüp kalkmasını önlemek amacıyla her çareye başvurmak; gece gündüz sokaklarda devriyeler gezdirip kapıları dinletmek, herkesin mahrem hayatını açığa vurmak...' insanlığı köleliğe götürür demiş! Gözetlenmek, izlenmek, özel hayatın açığa vurulması, korku toplumunun adımlarıdır. Ürken insanlar karşı çıkamazlar! Hırpalanmaktan çekinirler. Tepkisini göstermekten sakınırlar! Oylarını da korku saçan despotlarına verirler!

Halk korkuyor! Onlar halktan daha çok korkuyor! Gezi direnişinin yinelenmesi olasılığı uykularını karıçırıyor! Korkuyla hükmedenler, korkuya yenik düşerler! 

İleri demokrasi diye vardıkları yer burasıdır!

İstiklal Marşı ' Korkma!” diye başlıyor! Andımız ' Türküm, doğruyum..' diyordu.Türk ve doğru olmadıkları kanıtlandı.  İstiklal Marşı'na güçleri yetmedi!

Aristo 2.400 yıl önce, bugünleri görmüş, yazmış!

Korkunun ecele faydası olmadığını herkes bilir!

Geldikleri gibi gidecekler!..

Sağlıcakla kalın.... 
 
Hasip ÖZTÜRK