21 Ekim 2013 Pazartesi

PAKET PAKET DEMOKRASİ



Bilmem kaçıncı 'paketi açtılar', ileri demokrasi görünmedi!.

Niyet zaten demokrasi filan değildi! Yarım yamalak demokrasiyi de göz boyayarak yok

etmekti! Bu gidişle daha çok demokrasi paketi açılır! Paketten demokrasi çıkmaz!

Demokrasi paketten çıkmaz! Demokrasi piyasa malı değil ki, paketlensin! Poşete konsun!

Bu iktidarın poşetinden demokrasi, yargısından adalet çıkmaz. Çıkmadı. Herşey yozlaştırılıyor!

İki seneden az mahkumiyeti gerektiren suçlarda, tutuklama yapılamazdı. Ama bilmem kaçıncı

'demokrasi paketi'nden, polise tutuklama yetkisi yoldadır! 'Senin niyetin kötü! Seni tutukladım!' dediğinde, nezarete atabilecek polis! Ne savcı isteği aranacak, ne de hakim kararı..

Niyet okumaya dayalı, keyfi işlem yasası yolda!

Böyle bir yasanın ne olağan demokrasiye katkısı olur, ne ileri demokrasiye! Ne olur? Polis

devleti olur! Kimse sokağa çıkamaz! Çıkarsa, ne parka girebilir, ne gösteri yürüyüşüne katılabilir!

Her an polis, ensesine yapışıp tutuklayabilir!

İstenen bu! Kimse iktidarı eleştirmesin! Kimse muhalefet etmesin! Karşı çıkmasın!

Bildikleri gibi Türkiye'yi dönüştürsünler!

Anayasa'da düşünce özgürlüğü varmış! Cebir ve şiddet kullanmadan herkes düşüncesini

açıklayabilir, yazıp çizebilirmiş! Düşüncelerini yayabilirmiş! 'Anayasa polisten daha iyi mi bilecek?'

anlayışı egemen olacak... Amaç tepkisiz toplum yaratmak! Korku ülkesi oluşturmak! Oluşmasına

oluştu da kesmedi zahir! Daha çok korkulsun, kimsenin gıkı çıkmasın isteniyor. Oylarını versinler

gerisine karışmasınlar isteniyor!

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Balyoz kararını onadı. Hükümete darbe yapmaya eksik teşebbüs etmişler!

Darbenin eksiği olur muymuş? Ya darbedir 'devlet başa!, ya da başarısızdır 'kuzgun leşe' derler eskiler.

Darbenin eksiği olmaz, başarısızı olur!

Onama kararı bir sürü şeyi cevapsız bıraktı. Dijital delillere, ekleme yapılmış! Eski tarihli belgelere, yeni tarihli yazılımla suç unsuru katılmış! Sağa, sola silah gömülmüş! Askerin elinde zaten silah var! Niye oraya buraya gömsün? Bunları cümle alem duydu, öğrendi. Delillerin sanıklar aleyhinde düzmece olduğunu, sanal alemde üretildiği savunuldu! Kanıtlar gösterildi. Mahkeme savunmalara itibar etmedi!

Yargıtay 9. Ceza Dairesi de kulak asmadı. 2003 de yapılan seminerin metnine, 2007 icadı yazılımla nasıl suç unsuru eklendiğini dünya alem anladı; hem Mahkeme, hem de Ceza Dairesi yüz vermedi!

TSK üst kadroları, yargı eliyle tasfiye edildi..

Deniz ve Hava Kuvvetlerinde, komuta kademeleri boşaldı..

Kalanlar da bu kararları sindiremedi. İstifa ediyorlar. Sayın Başbakan 'niye istifa ediyorlar

anlamıyorum' demiş. TSK'nın seçkin subayları, komutanları 'terörist' sayıldılar. Hapis yatacaklar!

Rütbeleri sökülüyor! Maaşları kesiliyor. Orduevine bile girip bir bardak çay içemeyecekler! Eski

Genelkurmay Başkanı, er rütbesine indi, inecek! Askerler de bunu anlayamamış olabilir mi? İstifa sebebi

bunlar olabilir mi?

T..B.M.M. fiilen Başbakan'ın emrine girmiş. O'nun dediklerini yasalaştırıyor. İdare, onun emrini

uyguluyor. 'Adalet Reformu' denilerek yapılan değişiklikle, Adalet Bakanlığı bürokratları, HSYK

yönetimine tulum çıkardı! Hakimler ve savcıların 'bağımsız oyları' ile firesiz seçildiler. Artık HSYK

idarenin güdümünde. İstediği yargıcı, savcıyı alıp istediği yere atayabilir. İstediği kararları vermeyenleri

iteleyebilir! Yargı fiilen İdare'nin güdümüne alınmıştır. Ama herkes 'Bağımsız Yargı'yı oynuyor.

Bu yargıdan adalet çıkar mı?

Irak'da, Türk subaylarının başına, ABD askerleri çuval geçirmişti! 'Süreç' böyle başladı! Devam

ediyor! ABD siyasetine engel gördüğü Türk Subaylarının başına bir de mahkumiyet çuvalı geçirtti!

Kime yaptırdı bunları? BOP ya da GOP eşbaşkanı olmakla öğünen kişinin siyasetine yaptırdı. Başbakan yardımcısı, '...vaktiyle bunları yapamazdık! Darbe yaparlar bizi yargılarlardı!' demiş. Bundan daha açık itiraf olur mu? Yaptıkları işin yargılanmayı gerektirdiğinin farkındalar..

Başbakan'a göre 'süreç devam ediyor!' Haklı! Korkutma, yıldırma ve susturma siyaseti sürüyor.

Türban özgürleşti. Her yere giriyor. Sevincik delisi oldular! And'ımız susturuldu! And içen çocuklar

azarlandı, hırpalandı. Yarın ' terörist' diye yaftalanıp ağır cezada yargılanabilirler.

Fikrini söyleyen, eleştiren yazarlar, çizerler bir bir susturuldu. İşşiz kaldılar. Şimdi sanal medya

disipline alınacak! Sakıncalı iletiler yargıya taşınacak, en azından engellenecekler. Bunlar ileri demokrasi yolu değil! Bu yoldan faşizme varılır!

Herşeye 'evet' demese bile, 'hayır' diyemeyen bir toplum istiyorlar. Gezi eylemi denilince tüyleri

dikiliyor! Sayın Başbakan 'Biz bu yola tesadüfen girmedik! Bir ideal için birlikte geldik!' vb. demişti. Birlikte hareket ediyorlar, hiyerarşi var. Cumhuriyeti işlemez ediyorlar! Devlet gücü kullanıyorlar. Cumhuriyet kurumlarını yok ediyorlar. Yozlaştırıyorlar. Aralarında örgüt ilişkisi var. Bu darbedir! Böyle olunca ne yapılacağını gösterdiler! Emsal yarattılar! Zamana kaldı!

Sağlıcakla kalın.. Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com

7 Ekim 2013 Pazartesi

YÖRÜKTEN KADIN OLMAZ MI?


Yörükler kadınlara, kadınlarına saygılıdır.

Yaşlanmış ve vaktiyle sözünü geçen kadınlara 'karıbey' derler. Beye gösterilen saygı ondan

esirgenmez! Daha fazla saygı ve özen gösterilir...

Yörük erkeğinin sesi gür çıksa da, karısının sözüne kulak verir. Anası varsa, son sözü o söyler!

Kadınlar gelenek ve göreneklere uyarlar! Cemiyetle ilişkileri daha sınırlıdır. Söyledikleri hayatın olağan akışına uygundur. Ortak aklın ürünüdür! Kadının sözünün geçgel olması bundandır...

Şiirde, öykülerde, türkülerde Yörük kadınlarına sataşmalar eksik değildir. Kimi över, kimi yerer!

'Ne erik bilir, ne koruk! ' derler. Bu sadece kadınlar için değildir.Yörükler için genellenir!

Yörüğün işi hayvancılıktır. Her sorununu, inceliğini bilirler. Yerleşik olanlar da hayvancılığı

bilmezler. Yörüklerın sebzeciliği, meyveciliği bilmemesi doğaldır.. Erikten, koruktan anlamazlar, bir kere tadınca öğrenirler!..'Erikten odun olmaz, yörükten kadın olmaz!' sözü bir eleştiridir. Bazıları bunun Yörük kadınlarını aşağıladığını düşünür. İlgisi yoktur! Bunu söyleyenler, oturak olmuş eski yörüklerdir! Bir tür özeleştiri yaparlar!..

Oysa..Yörük kadınının bilgisi ve görgüsü yaşadığı ortama göredir..

Çadırını kurar, ateşini yakar, kuzularını güder, çocuğunu dağ başında kendi kendine doğurur! Koyununu keçisini sağar. Yoğurdunu çalar. Peynirini mayalar. Yağını, ayranını,keşini ayırır. Peynirini yapar. Tulumlara basar! Dağın başında bulduğu su da yunağını yur! Alığını kurutur! Halısını, kilimini dokur. Geleneksel yanışlarını, halıya, kilime ressam inceliğiyle oturtur. İplerini kendisi eğirir. Kök boya

ile çeşitlenini boyar. Renk renk boyanmış ipliğe 'çeşit' derler; halıyı, kilimi düğüm düğüm dokur!..

Hem çocuklarını büyütür, hem kuzularını! Davarını güder! Her işe yetişir. Yaşadığı ortamda

bilmediği iş yoktur. Hepsini becerir. Danışacağı kişiler sınırlıdır. Buna karşın yaparak, yaşayarak gerekenleri çabuk öğrenir..

Yabanda yürümenin bile yöntemi başkadır! Dizden bacakları bükerek, ayakları kaldırarak yürünür!

Yoksa ilk taşa, köke ayağı takılır ve tökezler! Şehirde yaşayanlar, neredeyse ayak sürüyerek yürürler!

Yol düzdür ve takılacak nesne azdır. Yine de tökezleyenler olur!

Yörüğün çadırında elektrik yoktur. Doğalgazı yoktur. Hatta gazyağı yoktur! Yakacağı odunu, çırayı.

Çalı-çırpıyı, kırgıyı kendisi toplar.. Ateşini, çırasını kendisi yakar! Yörüğün kombisi, sobası, musluklu

çeşmesi yoktur! Suyu kazanda ısıtır. Çadırın duldasında yıkanır! Olmadı dereye iner, sovuk suda arınır. Makinesi yoktur. Yakın dereye yunaklık kurar! Tokaçla döve döve alığını yur, arındırır. Alıklarını çalıra a serer, kurutur!

Koyunu, kuzusu, keçisi oğlağı vardır. Atı eşeği vardır. Köpekleri vardır. Onlar servetidir. Onlarla sarmaş dolaş yaşar! Hayvanlarının kokusu üstüne siner. O kokuyla yaşar!

Atına biner! Çocuğunu sırtına bağlayarak tüm işini görür! Hasta olma lüksü yoktur! Hasta olursa,

işlerini görecek yedeği yoktur! Köpeği yal bekler! Eşeği, atı sulanmak ister. Çadır halkı doyurulmak ister! Keşikçiler, sütün alınmasını, ayranının verilmesini bekler. İşleri hiç aksatmazlar!.. Makine düzeni ile yaşama tutunurlar...

Hayvanının, hasılının baytarıdır. Kocanın, çocukların hekimidir..Onca otları tanır, ağaçları bilir. Devası hangisindeyse alar, hastayı, yaralıyı otar. Diriltir. Yaşamın aksamadan sürmesini sağlar!

Şimdi bu yaşamı sürdürmeyi başaran 'yörük kadınını' aşağılamak mümkün müdür? Aşağılamak

isteyen, kendisini aşağılar!.Onu kınayanlar, onun yaşadığı ortamda adım atamazlar! Gölgelerinden bile korkarlar! Kurdu var, kuşu var! Yazı var kışı var! Gündüzü gecesi var! Her türlü tehlikesı var.Yörük kadını, kendi başına bunların üstesinden gelir. Yaşamını sürdürür! Yakınlarını mutlu eder!

Yerleşik olanlar da, yerleşikliğin gereğini bilirler! Biri ötekisinin emsali değildir!

Yörük kızı, yerleşik gelini olunca, az zamanda yeni yaşamına uyum sağlar! Gelinin, kadının hası olur! Aynı sıkıntı, yerleşik kadınlar içinde geçerlidir. Yörük çadırına gelin olursa, eş sıkıntıları yaşar.

Sonunda nasıl yaşanılması gerektiğini öğrenir!

Anılan kınama sözleri, eski yörüklere aittir. Yerleşik düzene geçince, eski halini kınar! Yani bir tür özeleştiri yaparlar! Bu sözlerden alınmaya gerek yoktur..

Ortam kendi yaşam biçimini belirler! Kendi değer yargılarıyla yaşarlar! Biri gülü koklar keyif duyar! Ötekisi yeni doğmuş kuzununu kokusunda gülü algılar! Biri diğerinin dönüşümü, başkalaşmışıdır!

Alınganlığa yer yoktur!..

Altmış yıl önce, babam kızını 'mayam' diye severdi. Maya, devenin dişisi, anaç olmaya hazır genç

kızıydı! O dönemde güzelliğin ölçüsü maya imiş! Deve yaşamın ve geçimin içindeydi. 'Türkmen kızı, katarlar mayayı, aşar gider'miş!' Mersin Kültür Derneği'nden bir dostum, mayanın burada işi ne diye

sormuştu! Saz çalıp türkü söylerken akılları karışmış meğer!

Her olgu, kendi döneminin değer yargıları ile tartılır!.

Bugün deve yok! Daylak yok! Maya yok! Katar yok! Gözalıcı göçler yapılmıyor artık. Develer

yaşamın ve geçimin dışına düşmüş! Modern jeepler var, kız gibi! Binek otoları var! Tırlar var! Villalar var! Hayvanlar ağılda! Pirzola kasapta! Kebap ızgaradadır!...

Ölçüler, değerler, yargılar ters yüz olmuş! Zaman, zemin değişmiş!

Bırak Erdik, 'Menengiçten odunu olmaz/ Yörük kızından kadın olmaz!/ diye türkü çığırsınlar!

O yörük kızları şimdi, şehirlerin has kadınları, analarıdır. İş kadını, öğretmeni, mühendisi, yargıcı,

siyasetçisidirler! Dünyaya nizam verirler! Kim kimi kınayabilir?

Kınanacak birisi varsa “ Ormana gitsinler!” diyen, paketten tavşan çıkaranlardır!..

Çağa aykırı düşenlerdir...

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com

30 Eylül 2013 Pazartesi

SARI TARAFTAR

SARI TARAFTAR
Beşiktaş- Galatasaray maçında, bir kısım seyirci, sahayı bastı!
Maç bitimine dakikalar kala maç tatil edildi!..
Merkez Ceza Kurulu, Beşiktaş Klubü'ne dört maçlık seyircisiz oynama cezası
verdi. Durduk yerde Beşiktaş'ın başına taş(!) düştü!.. Teknik direktörü de bilmem kaç
maç takımın başında olamayacakmış!
Öte yandan, üç büyüklerin amigoları, taraftar önde gelenleri de göz altına alınmış!
Resimlerden saptanan, sahaya giren bazı 'sarı taraftar' da göz altına alınmış..
Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin ve Beşiktaş'ın taraftar gruplarının önde gelenleri
özellikle gözaltına alınmış....
Düğün değil, bayram değil, 'eniştem beni niye öptü?' diyen genç kızın saflığı ile
soralım! Nereden çıktı bu saha basma işi? Üç büyüklerin taraftar gruplarına bu baskı
niye? İyi giden bir Beşiktaş'ın önünün kesilmesi neyin nesidir? Kime dokundular?
Kimin tavuğuna kış dediler?
Beşiktaş'ın Çarşı Kümesi'nin, staddaki yeri yurdu belli! Sahaya inenler bunlar
değil! Çarşı Grubu, disiplinlidir. Böyle bir eylemin içinde olmazlar. Beşiktaş'a zarar
verecek her eylemden uzak dururlar!
Eee! Kim yaptı o zaman bunları? Kim planladı, kim yol verdi? Kışkırtanlar kim?
Bilet sahteciliği var deniyor! Biletlerin fotokopileri ile girenler olmuş. Sahici bileti olanlar
kapıda kalmışlar deniyor! İç kısımda bilet denetleme yerinde, biletleri havadan göster
gir diyenler kim? Kapılar kırılmış vs.vs.
Düğün değil, bayram gelmemiş! Bu ne cürettir? Bu ne pervasızlıktır?
Sendikanın sarısını gördük! Derneğin sarısını gördük! Siyasi partinin sırısını gördük!
Futbol seyircisinin, taraftar grubunun 'sarısı' yeni icattır! Beşiktaş'ın önünü kestiler!
Seyircisiz oynayacaklar! Gerçek seyirci cezalandırıldı. Spor klübü cezalanrdırıldı!
Üçüncü kişilerin eyleminde sorumlu tutuldular!..
Şimdi şikeci deyip Fenerbahçe'nin de önünün kesilmesinden endişeliyim! Akşam
haberlerde, 5'te 5 yapmışlar! Şampiyon olsa bile Avrupa'ya çıkmaktan yasaklılar!
İster misiniz, şike var desinler! Galatasaray'da durduk yerde Terim kavgası çıkardılar!
Var bu olanlarda bir iş!
Gezi eylemlerinde, bu taraftar kümelerinin ortak protestolarının hesabı soruluyor
olmasın? Güya taraftarın oturacağı yer belli imiş! Yüzleri resimleniyormuş. Bilgisayarla takip edilirmiş. Belgeliymiş! Böyleyse, yerinden kalkmayanlar niye cezalandırılır? Takımının maçını izlemekten niye alıkonulurlar? Klüp niçin seyircisiz oynamaya mahkumdur? Disiplinli seyirci niçin cezalandırılır?
Eşkıya düzeni bozmuştur! Eşkiya tutlur cezalandırılır! Kamu yönetimi, eşkiyanın
cezasını keser! Masum olanlar niye cezalandırılır? Provokasyona sahalar niçin açıktır?
Var bu işin için de bir iş!..
Ya Allah! Bismillah!” futbol sahalarının sloganı değildir. Bu sloganla saldıran
güruh kimdir? Kışkırtan, hazırlayan, yönlendirenler, kollayanlar kimlerdir?
Öğrenebilecek miyiz?
Stad kargaşaları, bir buçuk yıl önce takibe alınmış. Bu yeni yeni bir olay, yeni bir
yöntemdir! Daha önce böylesi bir olay yaşanmamış! Bu tarz, siyasi himaye görmeden
yenecek elma değildir! Bu bir “sarı taraftar” işidir! Organizedir, toplum suçudur, örgüt işidir. Dürüst kulüplere, dürüst seyirciye darbedir! Yasa dışıdır! Özel yetkili savcıların ilgi alanına girer! Yok mu birkaç 'tanıdık tanık'?
Birileri, stadlarda, maçlarda aleyhime gösteri yapayın, bağırmayın diyor aslında!
Stada girmiş muhalifleri susturmak istiyor! Olmadı, üzerlerine 'sarı taraftarı', evlerinde
zor tutulan yandaşları salacağını uyarıyor! İlkini yaptı, uyardı!
Olmaz iş mi? Neden olmasın! Bu devirde olmadık ne kaldı?..
Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK

23 Eylül 2013 Pazartesi

Gazete manşetleri

 
GAZETE MANŞETLERİ
Dünkü gazetelerin bazı başlıklarına bir göz atalım.
Cumhuriyet, 22.09. ilk sayfa:
TOMA'ların Gezi Direnişçilerine kimyasal sıktığı belgelendi.
'Tazyikli kimyasal' Tomalardan 'gezi eylemcileri' üstüne sıkılan tazyikli
suyun içinde basbayağı kimyasal olduğu saptanmış! Ç.Ü.Adli Tıp A.B.D. Raporuna
göre 'Oleoresin Casicum' maddesi suda çözünmemiş. Aseton, metanol gibi çözücülerde çözünüyormuş. Bu madde suyun üstünde kaldığı için tomalarla, halkın üstüne kimyasallı
su değil, doğrudan kimyasal sıkılıyormuş!..”
Ölüme neden olabilir.” denilmiş..Söz konusu kimyasal, gözlerde yanma, kas
kasılması, nefes darlığı, apne nöbeti gibi çeşitli semptomlara yol açıyormuş. Şiddetine
ve süresine göre ciltte yanma, çok ağrılı kızarıklıklara neden olan kimyasalın “ bazı
olgularda ölüme bile neden olduğu..” belirtilmiş.
Tahlili yaptıran M.Vekili Ümit Özgümüş,” Gezi eylemcilerinin neden epilepsi
gibi bir kriz geçirdiği” anlaşıldı demiş....
Atasözünü,” ele verir talkımı, kendi yutar salkımı!” anımsayın. Suriye'de
barış meleği kesilenler, içeride kendi halkına zulmediyor. Bunu anlatmak için destan
yazmaya gerek kalmış mı? ( Talkan-talkın koruk, Div. Lüg. Türk, s:99, 215)
Aramızdaki bir yabancıya kulak verelim. (Cumh. 22.9. 1.ve 16 sayfa)
Batılı Türkiye istiyoruz!”
Filistin'in Ankara Büyükelçisi Nebil Maaruf “Yeni bir Arap ülkesi değil, batılı bir Türkiye istediklerini.” söylemiş. Leyla Tavşanoğlu ile uzun bir söyleşi yapmış.
Ara başlıklar söylediklerinin sadece özetidir..:
Bize batılı Türkiye lazım.”
İsrail Türkiye ilişkileri bozulunca Türkiye'nin barış sürecinden uzaklaştığı
gibi bir görüntü ortaya çıktı. Belki ABD de böyle bir durumun ortaya çıkmasını istemiştir.
Büyük Patron ABD. ABD'nin Araplarla ilişkileri onları dinleyip emir vermeye
dayalıdır. Bütün dünyada bu siyaset geçerlidir. O zaman da tabii ki büyük patron
karar alıcı oluyor.”
Hamas, Erdoğan'a Gazze'yi ziyaret etmesi için baskı yaptı. Çünkü Hamas
dışarıdan daha çok üst düzey yetkili davet ederek, Gazze'de kendi konumuna
meşruiyet kazandırmak istiyor.”
Ortadoğu haritası yeniden çiziliyor.”
Müslüman müslümanı öldürünce bölünüyoruz.” demiş. Söyleşinin tümünü
okumak kuşkusuz gereklidir. Aramızdaki yabancının sözleri bilindik olsa da çarpıcıdır.
Uyarıcıdır! Müslüman Kardeşler yandaşlığına soyunmuş birilerinin, şeriat devleti sap-
lantısı olan birilerinin, bu uyarıları anlaması zordur. Bıraksalar Suriye'nin kuzeyinden
girip güneyinden çıkacağını umuyor!
' Arap parası ile Araplarla savaşacak!' mış. Geçenlerde Cumhuriyet'in başlığı idi.
Paralı bazı Arap ülkeleri ABD'ye önermişler bunu. Parası bizden demişler. ABD
hayır dememiş, düşüneceğiz demiş!
Bizi yönetenlere ne oluyor? Savaş, savaş diye önde koşturuyorlar. Rakı yerine ayran önermişlerdi. Ayranları yok içmeye...
Sözcü'nün, 22.09. Manşeti, bir uçtan bir uca: “ Açılım peşinde koşuyorlar, gerçekleri
görmüyorlar, Tayyip paket yapıyor, PKK yığınak yapıyor. Erdoğan 'Açılım paketini
30 Eylül'de açıklayacağım' diyor ama PKK da boş durmuyor. 3 bin PKK'lı şehirlere
dağıldı.” Yoruma gerek var mı? Dağdaki pire, yatağa yorgana dağılmıştır!
Polise atılan roketten, istihbarat zaafı çıktı.” demiş ara başlıkta. Polis ergenekoncu,
eski, yeni darbeci, emekli asker ararken, gizli tanık ayarlarken; sıçanlar evi basmış!
Gazete başlıkları, Türkiye'nin hal ve gidişini yorumsuz anlatıyor!
Anlayabilenlere aşkolsun! Azrail bile üç kere 'geldim' diye yoklarmış!..
Sağlıcakla kalın.. Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com

16 Eylül 2013 Pazartesi

GİZLİ ANLAŞMA


GİZLİ ANLAŞMA
Ülkelerin yaptığı gizli anlaşmalar olmaz mı? Elbette olur!
2003 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell
9 maddelik bir gizli anlaşma yapmışlar. Anlaşmayla, Türkiye, ABD'ye ciddi ödünler vermiş!
Bunu ilk kamuoyu ile paylaşan Doğu Perinçek'di. 2000'e Doğru dergisinde yayınladı diye anımsarım. Perinçek şimdi Cezaevi'nde. Bu anlaşmayı açığa vurmanın bedelini ödetiyorlar ona!
Sayın Başbakan övünürken bakın neler neler söylüyor?
Türkiye'nin Orta Doğu'da bir görevi vardır! Biz geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın
Eşbaşkanları'ndan birisiyiz! Bu görevi yapıyoruz!”
Türkiye Anayasası'nda böyle bir görev tanımı var mıdır? Yoktur!
Anlaşmanın içeriğinin, özetle aşağıdaki gibi olduğu ileri sürülür:.
1-Irak'ın kuzeyindeki Türk Birlikleri ve Özel Kuvvetler, Türkiye sınırlarına çekilecektir.
Türk ordusu hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekatta bulunmayacaktır.
PKK/KADEK'in Türkiye sınırları dışında, takip ve bastırılması harekatına son verilecektir.
PKK/KADEK’e karşı Türkiye Devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar
için ABD askeri makamlarına bilgi verilecektir..
2- Eğer TSK, PKK/KADEK’e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekat
yapacak olursa, ABD hükümeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı
uyarısında bulunabilecektir. ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve
askerî yaptırımları saklı tutacaktır.
3- Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askerî
harekâtlara, ABD’nin istemesi halinde Türkiye şartsız üs ve taşıma kolaylığı vercektir.
Askeri birlik verecektır. Komuta ABD komutanlığında olacaktır.
4- Türk ordusunun asker sayısı ve silah gücü ABD'nin istemine göre sınırlandırılacaktır. Tank ve
ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacaktır. Bütün silah ve cephane
buna göre kısa menzilli tatkik savunmaya göre ayarlanacaktır.
Türkiye’de bulunan ABD ve NATO irtibat subaylarının görev alanları ve yetkileri genişletilecektir.
5-Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan Kürdistan devleti, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye
resmen tanıyacaktır. Türk devletinin Kürdistan kurulmasını “savaş nedeni” sayan Millî
Güvenlik Siyaset Belgesini kaldıracaktır. Kürdistan sınırları içinde kalacak olan ve özellikle
Kerkük, Musul ve Süleymaniye’deki Türkmenler, ABD tarafından güvenli bir şekilde başta
Bağdat ve diğer Güney Irak şehirlerine nakledilecek. ABD yetkilileri göç edecek olan tüm
Türkmenlere iş olanakları sağlayacak.
6- Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş
kapsamlı af çıkarılacak.
Etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki yasal kısıtlamalar ve engeller kaldırılacaktır.
Af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK’e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı
sağlanacak, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli
hukukî ve siyasal önlemler alınacak ve uygulanacaktır.
7- Kamu Reformu Yasası ve yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye’deki Kürt
nüfusun yoğun olduğu şehir ve kasabaların belediyeleri özerkleştirilecektir.
Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla üniter devlet yapısını terk edecek,
Federasyona geçecektir!
8- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Arafat modeli” yle devre dışı bırakılacak, Annan Planı
bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecektir. Ege kıta sahanlığında, Yunan doktrinine esnek
davranılacak ve Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak, 'it dalaşı' Yunanistan rahatsız edilmeden
çözülecektir!
9- Türkiye-Ermenistan ile ilişkileri iyileştirilecek. Sınır ticareti Ermeniler lehine düzenlenecek.
Ermenilerin Türkiye'yi ziyareti önündeki engeller kaldırılacaktır.. vb.
Buna anlaşma denilebilir mi? Bu bir teslimiyet tutanağıdır. Mondros silah bırakışması gibi . Sevr'in
yüz yıl sonra, bölgesel bir hortlamasıdır. Son on yılın hükümet icraatlarına göre çoğu hayata geçmiştir!
Uyan Türkiye, uyan!
Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

9 Eylül 2013 Pazartesi

KAYBETTİRDİ

 
KAYBETTİRDİ
2020 Yaz Olimpiyadı Tokyo'da yapılacak!..
İstanbul kaybetti! Aslında kaybeden İstanbul değildi.
İstanbul'u ve Türkiye'yi yönetemeyenler. İstanbul'a kaybettirdiler!.
Yalnız onlar akıllı, dünya, alem sersem! Artık kimsenin saklısı, gizlisi kalmadı!
Herkes, herşeyi biliyor! Öyle çeri çöpü altına süpürecek halı,kilim de kalmadı!
Yabancılar, olup biteni bizden daha iyi biliyor!
Bizim gözümüz bağlanabilir! Kulağımız tıkanabilir. Medya sansürcü, yandaş olabilir!
Güdümlü haber, uydurma haber verebilir. Doğruyu karartabilir, değiştirebilir, gizleyebilir!
Medya denilen iletişim araçlarının % 80'ini yönetim denetleyebilir. Yalakalıkta birbirlerini
çiğneyebilirler! Gerçeği anlatan medyaya da ceza üstüne ceza kesilebilir!
Nereye kadar sürer bu iki yüzlü tutum?
Gün gelir ' kıral çıplak' kalıverir!
Nitekim sihir bozuldu! Dünya açık açık 'kıral çıplak!' dedi.
Olimpiyatın yerinin saptanması, uluslararası bir yarıştı! İstanbul en uygunuydu..
Türk halkı umutluydu. Üç büyük imparatorluğun başkenti, doğu ile batının köprüsüydü.!
2020 Olimpiyadı, İstanbul'a yakışırdı! Olmadı! Olamadı!..
Dünya açıkça 'kıral çıphlak!' dedi! Duymazdan, anlamazdan geldiler...
Çapulculara pislik attılar! Çapulcular olmasaymış, herşey güzel olacakmış! Buna kimse
inanmaz. İnanmadılar zaten..
'Taksim Gezisini' yıkın AVM, Kışla yapın diyenler, çapulcular mıydı?
Ağaçları onlar mi kestirdi? Atatürk Orman Çiftliğini onlar mı yağmaladı?
Onlar mı Atatürk'ün millete emanet ettiği, 'ağaçlandırılmış, insanlığa kazandırılmış'
Çiftlik topraklarına, Amerikanvari Başbakanlık binası yap!' dedi?
Çapulcular mı, Esad'ı Eset yaptı? 'Kardeş ol! Birlikte ye iç, ortak Bakanlar Kurulu
topla, vizeleri kaldır! 'Sonra düşman ol, saldır' diyenler çapulcular mıydı?
Yurttaşlarının üstüne polisi salanlar çapulcular mıydı? Oylama sırasında, ODTÜ öğrencileri
üstüne saldıranlara saldır emrini, çapulcular mı verdi?
Biri eteğinden çekti! ' Suriye'ye saldır!' dedi, saldırdı!.
Ne kadar profesyonel saldırgan, terörist varsa Suriye'ye saldırttı! Onlara kapıları açtı!.
Silah, cephane, destek verdi! Hepsi Suriye'ye çullandı! Esad ne yapacaktı? Nefsini
savunacaktı, savunuyor! Saldırganlara desteği kim veriyor? Türkiye'yi yönetemeyenler!
Silahı, cephaneyi kim veriyor? Türkiye'yi yönetmekten aciz olanlar!
Yüz bulsa, Türkiye'yi gözünü kırpamadan bu batağın içine atıverecek!
Yeşile düşman! Yurttaşlarına düşman! Polisi ölesiye saldırtıyor! Çapulcular ölünce gözleri
yaşarmıyor. Yurttaş ölümlerine duyarsız! Amacına hizmet veren polisler kahraman! Mısır'ın
çapulcusu 'Esma'ya gözyaşı döküyor medyanın önünde!
Haçlılar, Irak'da milyonu aşkın müslümanı öldürdü! Yaraladı, kadınların ırzına geçti! Sudan'da,
Afganistan'da ve başka yerlerde. Ne yaptı o? Amerikan askerlerinin sağlıcakla ülkelerine dönmesine
duacı oldu. Bu ne yaman çelişkidir?..
Atatürk'ün adını, resimlerini kitaplardan sileceksin! Anıtlarına milli günlerde çelenk koyanlara
ceza keseceksin! Olimpiyat isteyince, Atatürk'ün ardına sığınacaksın! Bu nasıl bir iki yüzlülüktür?
Türkiye'de gözünü, anlayışını bağladığın saflar, bunlara inanabilir! Hatta bazıları yalakalıkta hızını
alamayıp ” bilmem nerenin kılı olmaya” razı gelebilir. Ama dünya insanı gerçeği görüyor, izliyor,
biliyor. Kimin eğriyi, kimin doğruyu söylediğinin farkında..
Suriye'de 'eset' kesileni, Moskova'da 'savaş' isteyeni, Arjantinde barış meleği rolü oynayanları
görüyor! Kim yer bunları? Yemezler! Yemediler! İstanbul'a 2020 Olimpiyadını kaybettirdiler!
Arap parası ile Suriye'yi yıkacak ve kahraman olacakmış! 'Hadi canım sende!'
Arap delegeler oy bile vermedi İstanbul'a!
El biletiyle sinemaya bile girilmez!
ODTÜ'yü teslim alamadı! Şimdi 'hökümet zoruyla' ormanına girecekmiş! Eskiden köylüler:
Eğeri kaltak Osmanlı/ Şalvarı şaltak Osmanlı/ Ekme de yok, biçme de yok/ Harmanda
ortak Osmanlı” diyerek, Osmanlı düzenini kınarmış!
Nerede o zalim Osmanlı? Nerede o köylüler? O köylülerin çocukları, şimde kenar mahalle
şehirlileri oldu. Torunları 'Taksim'de, Taksim Gezisi'nde, ODTÜ'de' çapulcu oldular!
Tarih seni de yazacaktır! Bir düşün ne yazacağını, belki titrer, kendine dönersin!
Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com

3 Eylül 2013 Salı

ADLİ YIL AÇILIR

 
ADLİ YIL AÇILIR
Heryıl bu günlerde yeni adli yıl açılır!
Yargıtay Başkanı, Adalet Bakanı ve T.Barolar Birliği başkanı açılışta konuşurlar.
Adaletin işleyişi ile ilgili eleştiriler gündeme gelir. Konuşmacıların seçtiği konular,
eleştiriler Adalet yılına renk katar, unutlandırır!..
Bu yıl Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof.Dr.Metin Feyzioğlu'nun konuşması
açılışa renk katmıştır! C.Başkanı, Başbakan, Adalet Bakanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı,
Ganel Kurmay Başkanı, Meclis Başkan, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı protokolde
yanyana yer almışlar ve konuşmaları izlemişlerdir..
Yargıtay Başkanı A.Alkan “ İfade Özgürlüğüne” vurgu yaparak din ve vicdan özgür-lüğünün, özgürce düşünebilmenin temeli olduğuna işaret etmiştir..İfadenin açıklama biçi-minin en az
içeriği kadar önemli olduğunu belirterek; şiddet ve nefret söyleminin artmasından yakınmıştır...
Sayın Alkan terörü “..Devletin erklerini şiddet, tehdit, yıldırma yoluyla hedef alan, örgütlü eylemler..” olarak nitelemiştir.. Karar verici erkin başının, bu nitelemesi yargının niyetini önceden açıklaması gibi algılanmıştır..
TBB Başkanı Prof.Dr. Metin Feyzioğlu'nun hükumeti eleştiren sözleri, açılışa renk vermiştir. . Özetle;
- Avukatlar baskı altındadır.
- Mesleki faaliyetlerinden ötürü soruşturulmakta ve kovuşturulmaktadır.
- 'Benim hakimim, senin hakimim' sınıflandırılması yapılamaz!
- Milli irade 'seçimle işbaşına gelmiş ancak çoğulculuk yerine çoğunculuğu benimsemiş,
otoriter eğilimler sergileyen iktidarların tercihi' olmuştur.
- Milli irade, 'çoğunluğun azınlığa tahakküm ettiği, siyasi iktidarın her kurumu eline
geçirdiği, yaşamın her alanını düzünlemeye soyunduğu, insanların yaşam biçimine
müdahale ettiği ' dönemlerdeki içeriğinden farklı anlaşılması gerekir.
- Cumhuriyetin temel ilkeleri, çoğunluğun azınlığa tahakkümünü sınırlamaktadır.
Burada kastolunan katılımcı demokrasidir. Çoğunluğun azınlık üzerinde egemenlik
kurmasına engel olmaktır.
- Kimin nasıl yaşayacağına, hangi okula gideceğine, hangi inanca sahip olacağına,
hangi yerde ibadet edeceğine, hangi ahlak kuralını benimseyeceğine dayatmaya
kalkışmamaktır..
- Demokrasilerde “seçim sandığı” vazgeçilmezdir. Ancak demokrasi seçimden seçime
sandığa oy vermekle sınırlı bir rejim değildir. Bir yaşam biçimidir.
- Demokratik hukuk devletinde, siyasi iktidar, parlementoda çoğunluğu ne olursa olsun,
hukuk kurallarıyla bağlı olduğunu bilir.
- Siyasi iktidarlar, demokratik kitle örgütlerinin eleştirilerinden hazzetmek zorunda
değildir. Ancak çoğulcu demokrasilerde bu eliştirileri hoşgörüyle karşılamak zorundadır.
- Siyasi iktidarlar, bindikleri demokrasi dalını elleriyle kesemezler..
- Türk tipi başkanlık sistemi, aslında başkanlık sistemi değil, otoriter bir yapılanmayı
hedeflemektedir.
- Demokratik hukuk devletinde düşünme, düşündüğünü ifade etme ve basın özgürlüğü
vazgeçilmezdir. Basın özgürlüğüne yönelik en büyük tehdit yalnızca gazetecilere
açılan davalar veya gazete sahiplerine yönelik idari-mali uygulamalar ve otosansür değil;
tekelleşme ve basın çalışanlarının örgütlenmesinin önüne getirilen kısıtlamalardır.Demiştir.
Adalet Bakanı Ergin, anında cevap vermiş ve Meclis açıldığında “ Baronun seçim
sisteminin değiştirilmesiyle ilgili öneriler yapacağız! “ diyerek Adli Yıl açılış konuşmala-
rından Hukümetinin ders almayacağını; 'ileri demokrasinin' yeni hedefinin Barolar ve
Barolar Birliği olacağına işaret etmiştir.
Sözler kanatlıdır! İnsanlar ders alsınlar diye söylenir. Ders alacaklar sadece hükümet
üyeleri değildir. Güçlüye hizmeti yaşam biçimi bilenlere de hukuku hatırlatmaktır.
Yeni Adalet yılı hayırlara vesile olsun..
Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com