20 Mart 2017 Pazartesi

BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ


Yeni moda siyaset, Avrupa'ya saldırarak yapılandır. Hükümet üyeleri, Avrupa
ülkelerinde toplantı yapmak ve “evet” oyu istemek arzusundaydı. Yakınlara kadar bu
siyaset uygulana gelmiştir.

Her ne olduysa bu yıl bu siyaset krize dönüşmüştür. Gazetecilerin tutuklanması,
aylardır, iddianame bile hazırlanmadan içerde tutulmaları bunun sebebi olabilir mi?
Avrupa'da gazetecilik suçu kavramı yoktur. Fikir özgürlüğü anlamında irdelenmektedir. Türkiye'de gazeteciler “terörist” diye algılanmaktadır..

Türkiye'yi yöneten iktidar partisinin Holanda'da toplantı yapmasına izin verilmedi.
Polis, atlar dışında, Türkiye'deki gibi odukça sert dağıttı kalabalığı. Türkiye tarafı, bu
tutumu “ faşizim, nazizm” diye niteledi. Rotterdam'da izin verilmeyişini “haçlı savaşı” diye nitelendi. Oysa belediye başkanı bir müslümandı!..Türkiye “bedelini ödeyeceksiniz!”
diye uyardı. Suçlamadan Almanya'da nasiplendi. AB yöneticileri suçlamalara müdahil oldu.
Türkiye karşıtlığı siyaset, Hollanda'da iktidar partisine seçim kazandırdı! Türkiye tarafına yararı henüz belli değil. Bir milletvekili % 2,3 oranında yarar sağladık dedi. Yani siyasi kriz “kazan, kazan” üstüne mi kurulmuştu?..

Hollanda, Türkiye'deki yabancı yatırımın %27'sine sahiptir. En fazla yatırım yapan
ülkedir. En fazla turist yollayan Avrupa ülkelerinden birisidir. En yüksek ticari alacaklı ülkedir. Siyasi kriz çıkarılmasında bir terslik, çelişki yok mudur? Akla bir “ Kayıkçı kavgasını” getirmektedir.
Bu arada Türkiye'nin itibarı ne olmuştur?   
Hükumet Rusya ile kriz yarattı! Uçağı düşürme emrini kimin verdiği paylaşılamadı!
Pabuç dar gelince, iş Fetöcü pilotlara ihlale edildi. Ardından özür dilendi. Kriz şimdilik
sönmüş durumda. Rus turistlerin gelip gelmeyeceği, domates vb. sebze ve meyvelerin
ithali yasağının kalkıp kalkmayacağı henüz netleşmedi. Bu nasıl bir kriz çıkarma ve kriz
yönetimidir?

Almanya önderliğinde yapılan 'siyasi göçmenler anlaşması' askıdadır. Ödenmesi
kararlaştırılan 3 milyor euro ödenmedi. Vize kalkacaktı, kalkmadı. Türkiye, Almanya
kanlı bıçaklı! Mesele sadece Almanya değil, AB'dir. Altmış senedir kapıda bekletmektedir. Türkiye'nin eksiği, gediği, kusuru, yanlışı yok mudur? AB, seksen milyonluk Türkiye'yi yutamaz! Lokmalara bölmesini de Türkiye istemez! Daha bekleyeceğiz...

Suriye ayrı bir olay! Ballı börek sarması idiler. Birden tersine döndü! Suriye ile ilişkiler
dengeli ve sağlıklı yürüseydi, Türkiye bugünkü sorunların çoğunu yaşamayacaktı. Bizi
birileri dürttü! Suriye ile kanlı bıçaklı olduk! Bizi yoldan çıkaran bunun hesabını ödedi mi?
Dünyanın 17.nci büyük ekonomisi olarak öğünülen Türkiye'ye,  bu olup bitenler
yaraşıyor mu? Doğu Akdeniz'de var olduğu söylenen doğalgaz üzerindeki haklarımızı
koruyabiliyor muyuz? Güney Kıbrıs C.B. Aylarca süren görüşmelerinin sonunda enosis in
kucağına kendini attı! Görüşmeler yattı! Elimizi nereye atsak, boş çıkıyor!

Birileri ' tek adam' olacağım diye tutturdu! Türkiye' nin enerjisi boşa harcanıyor.
15 senedir iktidardasınız. 2012 yılından beri de fiilen tek adamsınız. Hangi sorunu çözdünüz? Kurtuluş Savaşı'nın orta yerinde bile, Mustafa Kemal Paşa'ya Meclis yetkileri
verilmedi.

Şimdi nereden çıktı bu tek adam mucizesi? Devir mucize çağı değil, akıl çağıdır.
Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com, hasipozturk@hotmail.com, Bursa 20.03.17

13 Ocak 2017 Cuma

OBAMA'dan SONRA


Başkan Trump yakında yönetimi devir alacak.
Obama'nın kaypak politikaları sona erecektir!
ABD'nin 22 ülkenin haritasını değiştirecek “Yeşil Kuşak” ya da “BODP” nin iflası ilan
edilecek gibi görünmektedir.
Başkan Trump herkes için çok bilinmeyenli bir denklemdir. Şişeden 'in de cin de' çıkabilir. Geleneksel ABD politikaları ne derece değişir bilinemez. Ne var ki, “Arap Baharı” nın kışa
döndüğü aşikardır. Destekçilerin bin pişman olduğunu umarım.
Şimdi bölge ülkeleri 'istikrar' aramaktadır. Ateşkes sağlanmıştır. Ortadoğu'da yaşayan halklar
biraz nefes almışlardır. Buna direnenler de vardır. İran, bölgede olası kalıcı etkisini çatışmalara
bağlamıştır. Şii milisleriyle ateşkesi baltalamak peşindedir. Öte yandan Rusya ile dostluk kurmak suretiyle onun ivmesinden yararlanmak istemektedir..
ABD, Ortadoğudaki nüfuzunu Ruslara kaptırmıştır.
Türkiye, Ortadoğuda nüfuz kazanma peşindedir. Ülke dışı askeri yeteneklerini kullanarak
Türkiye'nin güneyinde, Suriye topraklarında bir 'düşman koridorunun' açılmasını engelleme yolunu seçmiştir. Yıllardır dost bildiklerinin ihanetini gördü. İki yüzlü siyasetlerini görmezden gelemedi.
Sonunda 'iki yüzlüsünüz!' demek zorunda kaldı.
Yetmedi, TSK ile aleyhimizdeki oluşumu engellemeye girişti. Karşılığında, ülkenin bir çok yerinde patlamalar oldu! Çok sayıda insanımız öldü ve yaralandı! Amaç silahlı müdahalenin durdurulması için, halkı sindirmektir. Terörle halkı korkutup yıldırmak; halkın baskısıyla silahlı mücadelenin durdurulmasını sağlamaktır! Türkiye bu beklentilere cevap vermez ve Türk halkı pes etmez!.
Ortadoğuda görülen bu başarılı girişimlere karşılık, Türkiye'nin iç siyaseti zor günler yaşıyor.
AKP ve MHP yönetimi, Türkiye'yi tek adama teslim etmek için bütün kuralları çiğniyor..OHAL,
KHK ve ERKEN SEÇİM baskısıyla Anayasa değişikliğini geçirmenin peşindeler.. Türkiye'de demok
rasiyi bitirmek adına yapılanlar iyiye işaret değildir...
Orta Doğu istikrara kavuşmalıdır. Yetmez, Türkiye'nin de istikrara kavuşması gerekir. Devlette
yuvalanmış FETÖ unsurları temizlenmektedir. Ama siyasette yuvalanmış FETÖ' cülere ilişilmedi.
Anayasa değişiminde onların oylarına ihtiyaç vardır! Yani OHAL, KHK ve ERKEN SEÇİM baskısına FETÖ baskısı da amaca varmak için eklenmiştir..
Astana toplantısından Ortadoğu halkları çok şeyler bekliyor. Öncelik istikrar, etnik-mezhepsel fay hatlarının tahrik edilmemesi, merkezi yönetimlerin güçlendirilmesi; ekonominin diriltilmesi;
bölgenin yeniden inşası bekleniyor. İnsan haklarının yerleşmesi umuluyor. Karışıklıktan yarar uman yabancı unsurların uzaklaştırılması umuluyor...
Türkiye demokrasisi üzerindeki baskının da ortadan kalkması ülkenin ve bölgenin istikrarına
büyük katkı sağlayacaktır. İktidar gücünün tek adama teslim gayreti, yeni Fetö'lere cesaret
verecektir., Karar verenlere büyük vebal düşecektir. Bekleyip göreceğiz...
Sağlıcakla kalın ... 
                                                                             Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com, hasipozturkhotmail.com, Bursa 13.1.17

4 Kasım 2016 Cuma

MAĞDURLAR


Sayın C.başkanı, mağdur edebiyatı yapılmasından müşteki.
Gözaltına alınmış ya da tutuklanmış gazeteci yok, teröre yataklık edenler var diyor.
Kürtçüdür-bölücüdür, fetöcüdür-darbecidir diyor. Eskiden solcudur, bölücüdür, gericidir nitelemesi de vardı. Şimdi 'at izi, it izine' karışınca sayı azaldı. Ama şüphelilerin sayısı yüz
binleri aştı!..
Her an sayılar değişebilir. Bia.net.'in son gözlem bildirimine göre 71 basın mensubu
cemaate bağlı, 29'u kürt-bölücü gazeteci olmak üzere 128 gazeteci tutuklu ya da gözetim
altındadır. 155 medya organı kapatılmıştır. 2.500 kişi çalışanı işsiz kalmıştır.775 basın kartı, 49 pasaport iptal edilmiştir. 191 gazeteci toplam 2 .152 yıl hapis cezası istemiyle yagılan-
maktadır. Birisi için de müebbet ağır hapis cezası istenmektedir..
Fikir özgürlüğü kavramını bir türlü içimize sindiremedik. Satandart bir ölçü de tuttura-
madık. Yazı yazanların hangisi, hangi ölçülere göre mahkemelik olur, gözetim altına alınır,
ya da tutaklanır? Bir ölçümüz oluşmadı..Yukarıdaki tablo da bunu göstermektedir.
Şiddete dayanmayan, silaha sarılmayan fikir ürünleri suç üretmezler. Yazıp çizenler
şüpheli ya da suçlu işlemi görmezler. Genel ölçü budur.
Anayasa'nın 25. mad.de “ Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ,”...kimse
düşünce ve kanaatinden ötürü kınanamaz ve suçlanamaz.” demektedir. 26. mad. “Dü-şünceyi açıklama ve yayma” hakkını düzenlemektedir. Düşünce ve kanaatlerin ' tek başına ve toplu olarak açıklanabilir' demektedir.
Bu hürriyetin kullanılması “ ...milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği; Cum-huriyetin temel nitelikleri, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı vb...” sebeplerle; ancak kanunla düzenlenir (sınırlanır )denilmektedir..
Güncelde neler olmaktadır?
15 Temmuz darbe teşebbüsü bahane edilerek KHK'lerle Anayasa'nın dediklerinin tam
aksine hareket edilmektedir. Olağanüstü Hal İlanı'nın verdiği olanaklar kullanılmaktadır.
Beylik deyimle kurunun yanında yaşlar da yanmaktadır..
Birisi, bunu söylese kıyamet kopmakta; söyleyen fetöcü, terorist, darbeci vb. ilan edilmektedir.
Arada bir görevine iade edilenler, devlet hizmetinden uzaklaştırılanların KHK ile geri alındıkları da olmaktadır. Ancak bu sayısal olarak çok azdır. Hergün yüzlerce kişinin göz altına alındığı, tutuklandığı, devlet görevinden atıldığı bir süreçte, geriye dönüşler çok sınırlı kalmaktadır.
Fetö'nün devlete sızdığı değil, devleti işgal ettiği görüntüsü ağır basmaktadır. Bunların
kimler olduğu aslında devletin kayıtlarında vardır. Meclis önünde ifade veren bir Eski G.K. Başkanı, 'Biz bunları izliyorduk ve listesini hükümete bildiriyorduk!' dedi.
Görevini yaptığı için bu kişi hapislerde yattı. Terörist ilan edildi. Hükumet görevini
yaptı mı? YAŞ kararları ile ordudan atılması gerekenlere, şerh konularak, orduda kalmaları
sağlandı! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Beraber yürüdük biz bu yollarda!”; “ Ne istediler de vermedik?” vb söylemleri dün hükümet başkanının, bugün Sayın C.başkanının sözleridir.
Ayrıca, bu fırsattan yararlanılarak, muhalif sesleri susturma gayreti de görülmektedir.
Muhalif gazeteciler göz altına alınmaktadır. Gazeteler susturulmaktadır. Amaç 'tek ses, tek
nefes çıksın!' istenmektedir. O da sadece iktidarın sesi ve nefesidir...
Bunun adı demokrasi değildir!
Sağlıcakla kalın... Bursa, 31.10.16 Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot. com hasipozturk@hotmail.com

10 Ekim 2016 Pazartesi

VURUN TÜRKİYE'YE


AB ve ABD'ye göre Türkiye asi bir ülkedir. Hizaya gelmesi için her fırsatta vurulmalı! Eski silah arkadaşı! bildiğimiz Almanya durup dururken, Ermeni Soykırımı kararı aldı. Aradan yüzyıl geçmiş. Birleşmiş Milletler kırklı yıllarda 'soykırımın şartlarını' belirlemiş. Sözde Ermeni Soykırımı iddiası bu tanıma uymamaktadır.

           O yıllarda Almanya, Osmanlı Devleti'nin en yakın müttefiki idi. Ordularının başında
Alman generalleri vardı. Böyle bir olay yaşanmış ise en yakın tanıklar Alman subayları idi.
Engel olmamışlarsa, göz yummuşlarsa onlar da sorumluydular...

         ABD'nin Doğu Anadolu'da yüzlerce hatta binlerce yatılı okulu vardı. On iki bini aşan
yerli-yabancı çalışanları vardı. Öğretmen görüntüsü altında binlerce ajanları bulunuyordu.
Nelerin olup bittiğini onlar bilirdi ve arşivleri vardı. Bu okulları ve kiliseleri silah deposu
olarak kullandılar. Niye açmazlar, yüzyıldır arşivlerini?...

         Osmanlı'da asi Ermeni komitacıları, batılı silah ve cephaneleri nereden buluyorlardı?
AB ülkeleri derseniz, o devrin 'emperyalist'leriydi. İsyancı Osmanlı Ermenilerini madden,
manen kışkırtanlar onlardı. Silah ve cephane sağladılar. Osmanlı devletini içeriden çökert-
mek için, sadık Ermeni yurttaşları kışkırttılar, çıkarlarına alet ettiler! Ermenilerin ve kom-
şu yaşadıkları Türklerin felaketine sebep oldular. Şimdi sözde ' soykırım kararları' ile
günah çıkarırlar...
       Sonra Yunanlıları üstümüze saldılar. Anadolu Rumluğunu içeriden kullanmak istediler..
Hepsi birden yenildiler! Anadolu Rumluğu, Mübadele ile Yunanistan'a yollandı. Türk-
Ortodoks Karaman halkı da, bu hayhuyda Yunanistan'a hediye edildi. Oysa Anadilleri Türkçe
idi. İbadetleri Yunancaydı. Bizim Arapça ibadet edip Türkçe konuşmamız gibi..Onlar bizim
gibi öz be öz Türktüler! Yunanca bilmezlerdi. Karamano Türkçesi konuşurlardı.

       Türklere vurmak bitmedi! Ermeni yurttaşları kışkırtan 'emperyalist' ülkeler soykırım
sopasını her fırsatta sırtımızda kırıyorlar. ABD Başkanı'nın her 24 Nisan günü ağzından
çıkacak sözü, nefes almadan bekliyoruz! 'Büyük Felaket' diyerek Ermenileri memnun
ediyor, 'soykırım' demediği için bizi...Esasta 'dama' diyerek önemli bir bedel alıyor!
Fransa Anayasa Mahkemesi, 'soykırım olmadı' demeyi yasaklayan ve cezalandıran
kanunu iptal etti!..Okkalı bir şamar bu! 'Ermeni Soykırımı Uluslararası bir yalandır!'
diyerek, İsviçre'nin 'yalan' diyen kararına direndi.İsviçre Mahkemesi Sayın Doğu Perin-
çek'i mahkum etti. Doğu Perinçek'in başvurusu üzerine AİHM'de İsviçre mahkum oldu!
İsviçre Federal Mahkemesi de mahkumiyet kararını bozmak zorunda kaldı. İkinci bir şamar
oldu. Bu başarılar, Sayın Perinçek ve Talat Paşa Komisyonu'nun çabasının sonucudur.
Şimdi Almanya bizi niye öptü? Soykırım kararını ne diye aldı? Sözde dostumuzdu,
müttefikimizdi! 3.5 milyon Türk topraklarında yaşıyordu. Hiç düşünmeden neden böyle
yersiz bir karar aldı? Vurun Türkiye'ye! Türkiye asidir! Emperyalistlerin tekerine çomak
sokmaktadır! Parçalanmaya direniyor! Alın elinize soykırım sopasını!

         Yüzyıldan beri ABD'nin, AB'nin, Almanya'nın, Fransa'nın Türkiye'ye bakışında bir
değişiklik olmamıştır. İştahlı tilki gibi etrafımızda yalanarak dolanırlar! Hem dost geçinir-
ler, hem sözleşmelerle sözüm ona bağlıdırlar; kötülükte hiç geri durmazlar! Yöneticilerin,
aydınların, halkın bilinçli olması gerekir.

         Eski düşmanlar dost olmazlar! Kaf dağının arkasına geçmek istiyorlar. 'Atın önünde-
ki eti, itin önündeki otu' biz koyduk. Geçemiyorlar. Dost göründüklerine, modern ve
insancıl tavırları aldatmasın! Onlar emperyalisttir! Varsıllıklarını başkalarının varlığını
sömürerek sağlarlar! Şimdi Irak'ın, Suriye'nin, Kafkasların, İran'ın Orta Asya'nın enerji
zenginliğini paylaşma zamanıdır. Önlerindeki engel Türkiye'dir...
                  
          Kendi belirledikleri iktidarlara bile katlanamıyorlar! Vurun Türkiye'ye!
Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com, hasipozturuk@hotmail.com.
07.10.16, Bursa

4 Ekim 2016 Salı

LOZAN HEZİMETMİŞ!


24 Temmuz'da Lozan Anlaşması'nın yıldönümünde, Sayın C.Başkanı ”..Lozan
Anlaşması devletimizin tapusu gibidir. “ demiş; emeği geçenlere şükranlarını sunmuştu.
Şimdi, “TSK'nın yurtdışında görev süresinin uzatılması tezkeresine..” sıra gelince, 29 Eylül' de “ Lozan'ın bir zafer olduğuna bizi inandırmaya çalışıyorlar!” diye-rek çelişkiye düşmüştür.

Aslında biz bu söylemlere yabancı değiliz. “Lozan'ın bir hezimet!” olduğunu yazan, söyleyen şeriat ağaları (!) vardır. Dayandıkları ciddi bir dayanakları yoktur. İnandırıcı bir kanıtları olmamıştır. Dedikleri dedikodudan öteye geçmez!. Ciddiye de alınmazlar...
Bu sözün bir Cumhurbaşkanı ağzından söylenmesi ciddiye alınır. “ Cumhurbaşkanı sorumsuzdur..” denilip geçilemez. Söyleyeni bağlar, ülkeyi bağlar. Bunu ben söylesem gülünç olurum! Fikir hürriyeti içinde söylenmiş bir sözdür der geçerim. Ama bir ülkenin cumhurbaşkanı bu iddiada bulunursa, Lozan Anlaşması'nı tartışılır hale getirir.
Güncel olan ne vardı? TSK'nın tezkeresinin uzatılması oylanacaktı. Yandaşlarını
heyecanlandırmak istemiş olmalı. Buna gerek yoktu ki, tezkere muhalefetin desteği ile
kabul edilmişti. Yine destekleneceği kamuoyuna bildirilmişti.. Öyle de oldu!..
Lozanı tartışılır yapmanın gereği neydi?

Bağırsak duyulacak adaları verdik! “ diye yakınmış. Bunlar Lozan'da verilmedi.
Ulu Hakan diye yere göğe sığdırılamayan II.Abdülhamit zamanında, Osmanlı döne-
minde anlaşmalarla verildi. Yunan adaları Balkan Savaşı sonunda Yunanistan'a verilmişti. On iki Adalar diye bilinen güney Ege adaları, Trablusgarp savaşından sonra İtalyanlar tarafından işgal edilmişti. Kıbrıs adası da daha önce İngiltere'ye verilmişti. Bunların hepsi Ulu Hakan II.Abdülhamit zamanının kayıplarıdır..

II.Abdülhamit, darbe vesvesesi sebebiyle Donanmayı Haliç'e hapsetmişti. Gerekli
olduğunda hiçbirisi Haliç'den çıkamadı. Çanakkale Boğazı dışında İtalyan ve Yunan donanması fink atıyordu. Bütün adaları ele geçirmişlerdi.
Lozan Anlaşması ile hiç değilse Gökçeada ve Bozcaada geri alınmıştı.
33 yıllık Abdülhamit iktidarı zamanında 1.5 milyon/km/ kare imparatorluk toprakları
elden çıkmıştı. Bunun hesabının Lozan'da sorulmasının bir anlamı var mıdır?
Hadi sayın Cumhurbaşkanının tarih bilgisi bunlara yetmeyebilir. Bunu bir kalem
geçelim. Etrafındaki danışman ordusu içinde tarih bilgisi olan yok mudur? Sayın Cum-
hurbaşkanı'nı çelişkiye düşürürler!
Bir de güncele bakalım!

Sayın R.T. Erdoğan'ın iktidarı sırasında, Türk sınırları içindeki 17 ada ve 135 kayalık
göz göre göre Yunanistan'ın işgaline bırakılmıştır. Yunanlılar buralara asker çıkarmışlar,
Cumhurbaşkanları Papulyas'a denetleme törenlerini yaptırmışlar! Bunlar niye gündemde değil? Bu adalar Koyun, Formoz, Hurşit, Eşek, Bulamaç, Nergizcik, Diyonisades, Kalelim-
noz, Koçbaba, Keçi, Ardıççık, Sakarcılar, Dia, Koufanisi, Gavdos, Gaidhournisi ve Adacık'
tır. Ayrıca 135 kayalıkta artık Yunan bayrağı dalgalanıyor.
Kardak kayalıklarından Yunan askerini çıkaran SAS komandolarının komutanı ne oldu? İktidarın paralelinin, TSK' yı içinden vurmak için icat ettiği Balyoz gibi sahte davalar
sebebiyle Hasdal'da hapsedildi...

Sorumluluk taşıyanlar ağızlarından çıkacak sözlere herkesten çok dikkat etmelidir.
Ha ben zaten “ sorumsuzum” istediğimi yapar, istediğimi söylerim diyorsa; ölçülü
olmanın kimseye zararı yoktur.. ..

Rahmetli Karacaoğlan, Bulgar Dağı yamaçlarından, sazını tıngırdatırken “.. iğneden
ipliğe sorulur bir gün...” diye seslenirmiş...
Sağlıcakla kalın...  
    
Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com, hasipozturk@hotmail.com, Bursa
04.10.16

18 Ağustos 2016 Perşembe

Saliyazilari: BU NASIL DARBE

Saliyazilari: BU NASIL DARBE: 15 Temmuz darbesi herkesin aklında bir şüphe tortusu bırakmıştır! Gerçek bir 'askeri darbe mi, darbe görüntüsü al...

17 Ağustos 2016 Çarşamba

BU NASIL DARBE


15 Temmuz darbesi herkesin aklında bir şüphe tortusu bırakmıştır!
Gerçek bir 'askeri darbe mi, darbe görüntüsü altında bir tezgah mı?'
Gün ışıyınca görülen 'bir paralel güç' gösterisi olduğudur. Allahtan bu yurdun has
evlatları, canları bahasına bu darbeyi önlemiştir..
Askeri hiyerarşinin en üst seviyelerine kadar 'düşman sızma' olanağı bulmuştur.
En üst düzeydeki komutanların 'yaverleri, korumaları, özel kalem müdürleri vb.'
düşman kanadın adamları çıkmıştır..
Genel Kurmay Başkanı, en yakın adamlarının aldatması ile 'derdest' edilmiştir.
En yakın çalışma arkadaşlarından şiddet görmüş, önüne konulan bildiriyi imzalaması ve tv kameraları önünde okuması istenmiştir. Başına silah dayanmıştır! Darbeciler istediklerini
alamamışlar. Çok sayıda generalin, amiralin, üst subayın 'darbeci' olarak listelerde adı geçiyor. Yaşları ve konumları itibariyle bunların hepsinin 'fetöcü' olması mümkün değildir. Mevcut YAŞ düzeninde terfi edemeyecekler de bu tehlikeli yola desteklemiş olabilir. İlginç
olanı, AKP'nin iktidar olduğu süreçte albaylıktan generalliğe terfi edenlerin çoğu 'darbe kalkışmasına' katılmış olmasıdır. Belli ki 'fetocüler' general seviyesine kadar tırmanmışlar. Daha yüksek rütbe eksiğini de makam vaadi ile 'transfer' etmişler.
Askerin, polisin, yargının, bürokrasinin, emniyetin, jandarmanın kilit yerlerine adamlarını koymuşlar. Oradan yukarıya istenmeyen bilgi çıkmıyor. Saat 16.00 sularında MİT
Müsteşarı Genelkurmay Başkanı'na bilgi veriyor. Bilgi kime verildi? Bizzat GKB.'na mı,
Fetöcü yaverlerine mi? Bilgi orada tıkanmış ve yerine varmamış anlaşılan! Peki MİT Başkanı niye C.Başkanına, Başbakana veya Savunma Bakanına bilgi vermemiştir? İkili mi oynuyorlar?
Düğünde toplanan kuvvet komutanları, astlarına emir vermediler mi? Verdiler de o
gün tesadüfen(!) orada hazır olan Fetöcü astlarına mı emir verdiler? Göz göre göre nasıl
derdest edilip sucuk gibi bağlandılar?
Eniştesi, özel telefonu ile C.Başkanına erişiyor. Bir yakını Başbakan'a erişiyor. Haberi
onlar veriyorlar. Herkesi dinlemeyi başaran teknolojiye sahip Mit ve sair istihbarat kaynak-
ları nasıl olurda C.Başkanı ile irtibatı koparırlar? Bunlar çok tartışılacak konular? Mide bulundırıcı sonuçlar? Fetöcü sızıntılar devletin zirvesine kadar tırmanmış ve yuvalanmışlar?
Kim getirdi bunları? “ Ne istediler de vermedik?” diye yakınan Sayın R.T. Erdoğan
ve AKP iktidarı.. Besledikleri karganın gözlerini oymasına ramak kalmıştır!..Sayın C.Baş-
kanı'nın canına kastedenler kıl payı ile kaçırmışlar. Enişte sağolsun! Uyarmış! Oteli basma-
ları, bombalamaları boşa gitmiş! Meclis'in Başbakana tahsisli bölümü de vurulmuştur. Bunlar tesadüfi seçilmiş hedefler değildir.
'Ne istediler de vermedik?' yakınma değildir. İhmal ve teseyyüptür! İtiraftır! Kazanla
verirsiniz, hem yemeği yerler, hem kazanı pislerler..!!
Yıllardır 'sorular' çalınır. Bazıları haketmedikleri yerlere girerler. Hak ederek gelenlere dünyayı dar ederler. Baksanıza askeri okullardan, kıta görevinden istifa edip baskı yüzün-
den ayrılanların sayısına! Kimsenin dikkatini çekmedi mi? Kazana pislendiğinin farkına va-
ran olmadı mı? Oysa hergün denetim yapılır! Ben askerlik hayatımda en ağır zılgıtı bir nöbet sahabı yemiştim. Alayın Nöbetçi Amiri, 'Gaziantep yolu boyunda, çite yakın eşek leşini görmedin mi?' diye fırça atamıştı. Densizin biri kaşla göz arasında, başka yer yokmuş
gibi çitin kıyısına atıp gitmiş! Çitin dışındaydı, ama olsun, görevin içindeydi. Çelik gibi bir
esas duruşla, tabanca gibi bir topuk vuruşuyla askeri mahkemeden yırtmıştım!
Devlet görevi yapanlar, çevrelerinde nelerin olup bittiğini izlemek zorundadır. Yılan
birgün büyür sokar!. Yıllar boyunca Fetöcüler her yere sızmışlar. Şimdilik bir fedöpar yaptılar. Çoğu deşifre oldu, kalanı pıstı! Bunların ardında Cia, Mossad vb yabancı gizli örgütler var. Kaynakları çok. Halktan vergi (himmet) topluyorlar.Gelecek darbe daha
sert olacaktır. İktidar olmak için paralel aramak boşunadır...
Sağlıkcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com. 20.07.16, hasipozturk@hotmail.com