4 Ağustos 2014 Pazartesi

CEMAATİ BİZ YERLEŞTİRDİK!


     

AKP kurucularından Dengir M. Fırat partisinden istifa etmiş!

'Cemaat'i Emniyet'e, Askere ve MİT'e karşı biz yerleştirdik!' demiştir.

Sayın BB bunu reddetmiyor! Israrla 'paralel yapı' diyor. Paralel yapının

öteki yarısı kendisi ve yönetimindeki AKP'dir!

Günahlarını 'paralel yapı', 'darbe', 'ergenekon', 'balyoz' vb. diyerek 'Cemaat',

suç ortağının üstüne yığmaktadır!...

Onların atamasını, Pensilvanya'dan gelip F.Gülen mi yapmıştı? Yoo!

Sayın Dengir M.Fırat “ Cemaat'i Emniyet'e, Askere ve MİT'e biz yerleştirdik!

diyor. Ne için yerleştirmişler? Sayın BB'nin 'vesayet ' dediği devlete, millete,

ulusal yarara sahip çıkan anayasal kurumları etkisizleştirmek için yerleştirdiler!

El Hak başardılar!..

Herkesi dinlediler! Özel yaşama girdiler! Topladıkları belge ve bilgileri arşivde

biriktirdiler. Yetmedi sahtesini ürettiler! Devlet arşivine karıştırdılar. Tağyir ettiler!

Ardından ihbar ettiler!..Sayın BB, bu davaların savcılığına soyundu. Sonra bir şafak

vakti tutuklamalar başladı! Teğmenden, Genel Kurmay Başkanına kadar emekli ya da

görevdeki; yüzlerce subayı, assubayı, bürokratı, gazeteciyi sokaktaki adamı içeri tıktılar!

Özel yetkili mahkemelerde, özel yetkili yargıçlarla, özel yetkili savcılarla yargıladılar!

Duyulmadık ağır cezalarla cezalandırıldılar. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin ' hak ihlali var'

kararı ile tutuklu, hükümlü kim varsa serbest bırakıldılar! Ömürleri gitti! İtibarları gitti! Rütbeleri gitti! Emeklilik hakları gitti! Ordunun doğal hiyerarşisi bozuldu!

MİT Başbakanlığa bağlandı. Dokunulamaz haklarla donatıldı. Devlet içinde devlet oldu.

Eskiden buna 'paralel yapı' derlerdi!..

Özel yetkili hakimler, savcılar oraya buraya dağıtıldı. Haklarında soruşturmalar başladı.

Mendiller kullanıldı, çöplüğe atıldı..!

Emniyet içine yerleştirilen unsurlar direniyor!

Tutuklamalar var. Soruşturmalar var! İstifa etsinler diye baskılar var!

Kullanılan her şey gibi atılacaklar!

Cemaat denilen hem var, hem yok örgüte 'Özür dileyin! Barışalım!' diyorlar.

Cemaat yönetimi 'He!' dese; 'Gördünüz mü? Bütün günah onların!' diyecekler.

İktidarın paraleli, bu dolmayı yutmadı! Kora kor pazarlıklar ve savaş sürüyor!..

Sınırsız imkan ve yetkilerle donatılan Emniyet birimleri herkesi dinlemişler! Gözle-

mişler! Bulguları kayıt altına almışlar! Bir muhalefet liderini, uçkurundan tutup safdışı

ettiler! Bazı muhalif milletvekillerinin yolları kesildi. Belden aşağıya vurdular!..'Sakla samanı, elir zamanı' diye arşivlerde tutuyorlar. Herkesin ve yakınlarının burada kaydı

belgesi, resmi, videosu, dinleme kayıtları saklanıyor. Gün gelir aşikar olur. Yasa çıkarıp yasak etmekle bunlar çözümlenmez!

'Sıfırlamalar' ile milyar avrolar gözden ırak edilebilir. Ayakkabı kutuları geri verilebilir!

'Ama hırsızlık, ahlaksızlık, işbirliği, çete halleri gün gelir ayaklara dolaşır. Atadığı paralel

adamlar 'montaj' diyebilir. Gün gelir, dürüst bilirkişiler tersini söyler!..

Gizlice sevişen aşikar doğurur!

Sayın Ekmelettin İhsanoğlu'ndan oyunu esirgeyenler de bu yapının destekçisidir.

Tudeh yanlıları da Humeyni'ye çanık tutmuştu! Humeyni iktidar olunca önce onları

astı meydanlarda! Yargılamaya bile gerek görmedi!

Neymiş, Sayın Ekmeleddin'i dayatmışlar! Yıllardır dayatılanları görmediniz mi?

Sayın BB ' nin adaylığı basbayağı dayatma değil mi? Kazara seçilirse, başkanlık adıyla

diktatörlüğü dayatmayacak mı?

Gözleri, izanları bu denli kapalı mı? Yoksa oruç bozmaya, papaz mı ararlar?

Zaman bahane üretme zamanı değil! Hele bir düze çıkalım!

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, Bursa, 4.8.14

23 Temmuz 2014 Çarşamba

GAZZE'DE YAS ALMAK


'Manav' denilen, Bizans döneminde Anadolu'ya yerleşen Türk soylu halkların
bir ' yas alma ' geleneği vardır. Köde düğün başlamadan önce, düğün alayı, camiden çıkınca; ölü çıkan eve uğrar!. Başsağlığı dilenir. Düğün için 'izin' istenir. Acısı için
ağlayan, davul dövdürülmesinden incinmesin diye yapılır. Buna yas almak denir...

Irak'ta, Suriye'de, Gazze'de kan gövdeyi götürüyor!.
Gazze'de İsrail'in kurbanları için Türkiye'de 3 günlük yas ilan edildi. Bayrakları
yarıya indirdik!.

Gazze şeridinde yaşayan Filistin halkı yıllardır 'abluka ' altında.İsrail denizden,
karadan ve havadan yardım girmesini engelliyor. Yiyecek, içecek, ilaç vs'nin geçmesine
aşırı zorluk çıkarıyor. Bu ambargoyu delmek için, yardım yüklü Mavi Marmara gemisinin başına gelenleri anımsıyoruz. Çaresiz Filistin halkı, Sina'da Mısır sınırında kilometrelerce tünel kazarak, ihtiyaçları buradan karşılamaya çalışıyordu..

Şimdi İsrail silahlı güçleri, birkaç füze atıldı diye, Gazze'yi havadan, karadan ve
denizden bombalıyor. Tünelleri yıkıyor. Kara harekatı ile Gazze'yi yerle bir ediyor..
Binlerce insan, dünyanın umursamaz bakışları önünde öldürülmüş ya da yaralanmıştır. Evleri, ekmek tekneleri, okulları, hastaneleri ve kamu hizmet yerleri yıkılmıştır.
Dünya, Gazze halkının yaşadığı bu zulme seyircidir.
Birleşmiş Milletler seyircidir. ABD'nin hayır dediğine evet diyemiyor. AB seyircidir.
Nato seyircidir. Daha ne kadar kurum varsa 'ahı, vah'ı geçmeyen kınamayla yasak savıyor!

Türk halkı, dün Yahudilerin Nazi Almanya'sında kıyılmasına karşıydı. Almanya'dan
kaçmaya zorlanan Yahudi bilim adamlarını çağırmıştı. Can güvenliği sağlamış ve iş vermiş idi. Monşer diye dalga geçilen dış temsilcilerimiz, canları bahasına, binlerce Museviyi
ölümden kurtarmıştı. Osmanlı, İspanya'da kıyıma uğrayan yüzbinlerce Sefardim Yahudisini, gemilerle Türkiye'ye getirmişti. Onlara yer göstermiş ve geçimlerini sağlayacak ortam yaratmıştı. Şimdi Ukrayna topraklarında, Hazar Devleti vardı. Halkı çoğunca Hazar ve Kabar Türkleri'ndendi. Musevi dinini seçmişlerdi. Ruslar orayı işgal edince rahat vermedi. 'Eşkenazi' Yahudileri zulüm gördü. Yurtlarından dağıldılar. Çoğu İsrail'e yerleşti. Kan bağımız var diye sempati duyduk, sahiplendik.

Bugün, bunların torunları olan İsrail Yahudileri, Hitler kadar kıyıcı olarak Filistin
halkına zulüm ediyorlar! Onları Gazze şeridinden tehcire' zorluyorlar! Öldürerek, yakıp yıkarak zorluyorlar. İsrail'in yaptığı zulme de karşıyız.

Üç günlük yas ilanını olumlu bulduk! Bayrakları yarıya indirdik!.

Gazze halkına gösterilen bu ilginin, koruma ve sahiplenmenin Irak ve Suriye'deki Türkmenler'den esirgenmiş olmasını garipsedim. Kısaca IŞİD denilen, Irak ve Suriye İslam Devleti kurmaya heveslenen terör örgütü ile Barzani Kürtleri arasında Türkmenleri ezilmeye terk ettiler. IŞİD terör örgütü, sünni olmayan Türkmen ve Arap halklarını kıyıma uğratıyor. Kitle halinde öldürerek, kalanları; can havliyle yerlerini, yurtlarını terke zorluyor. Barzani Kürtleri, Türkmen topraklarını kendi topraklarına katmanın çabasındadır!..

Barzani, bağımsızlık ilanına Türkiye'nin karşı çıkmayacağını yüksek sesle yineliyor!
AKP Genel Başkan yardımcısı, bunu doğal buluyor! B.O.P'un (Eşbaşkanı) BB'nın bu konuda
tepki vermedi. CB seçilebilmek için olası Kürt oyları için suskundur. Konsolos ve çalışma
arkadaşları terör örgütü elinde rehindir. Onlara zarar gelmesin diye yayın yasağı getirdiler.

Rehinelerin, seçime beş kala serbest kalacakları; Sayın Erdoğan'ın bu kurtarmanın rantı olarak CB seçilebilmek için gereken oyları toplayacağı tevatürdür!..

Ölümle burun buruna milyonlarca Türkmene ne olacaktır? Onlar için ne yas ilanı var,

ne yardım eli uzanıyor!.. Sahi! Türkiye'nin ağır gölgesine ne oldu?..

Sağlıcakla kalın....                                                                        Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com 26.7.14, Bursa

15 Temmuz 2014 Salı

'TIPIŞ TIPIŞ'


 

'Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu çağırıyor.' dediler..

Pazartesi günü, saat 13'de CHP Genel Merkezi'nde olduk! Eski - yeni il başkanları, eski milletvekilleri, eski P.M. üyeleri davetli imiş. Gitmemek olmazdı...

Alt kattaki büyük toplantı salonuna doluştuk. Medya emekçileri hazırdı. Şaşılası şey, tam saatinde toplantı başladı. Gündem çağrıda bana erişmemişti. Çağrılılara bakılırsa eskilerin 'gazı' ve 'desteği' alınacaktı..

Açılış konuşmasını Ali Topuz yaptı. İlerlemiş yaşına karşın, dinç görünüyordu. Yönetim masasına da o oturmuştu..

            Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını izleyenler, adayımız sayın
             Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçilebileceğine ümitlendiler. Farklı dünya görüşündeki siyasi 
             partilerin CB adayı üzerindeki uzlaşmasını tarihi ve siyasi bir olay olduğuna vurgu 
             yaptı..Türkiye'nin demokrasi yaşamında bir dönüm noktası sayılırmış..

            Ekmeleddin beyin Türkiye'de tanınmamış olmasına, esprili bir yanıt verdi! 'Ötekisini
            tanıyorsunuz! Oyunuzu verecek misiniz?' dedi. Salondan yükselen kahkahalar yanıt oldu!
            'Evinizi hırsıza emanet eder misiniz?' sorusuna 'Etmeyiz!' dediler. 'Memleketi nasıl
            teslim edeceksiniz?' Yanıtı verdi.

            Bunu ben de denedim! Çay getirene 'adayımızı nasıl buldun?' dediğimde, 'Kimdir, nedir
            bilmiyoruz!' demişti. 'Ötekini tanıyorsun! Oyunu verecek misin?'soruma kahkahası
            yükselmişti.. Bu soru iyi soru idi anlaşılan...

           Sayın Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun özgüven içinde Türk halkının önüne
           çıktığını; sakin, tutarlı ve birikimli yapısıyla kitlelerin sempatisini toplamaya başladığını;
           bir halk adamı olduğunu; yalanı, dolanı, hırsızlığı, şaibesi olmadığını söyledi. Ortadoğuyu,
           Arap ülkelerini, uluslararası siyaseti iyi bildiğini; CB olarak biriken sorunları çözecek en iyi
           seçim olacağını; islamı sindirmiş, Türk kültürünü özümsemiş, demokrasiyi içselleştirmiş,
           laikliği benimsemiş bir aday olarak; CB'nin en yetkin adayı olduğunu vurguladı..

           Yalan söyleyenin, şaibeli olanın, yırtık ayakkabıyla siyasete başlayıp dünyanın en zengin bb
           olan birinin, CB koltuğuna oturtulmaması gerektiğini vurguladı. CB' nın 76 milyonu
            kucaklaması gerektiğini, halkın % 60-70' inin tarafsız bir CB istediğini açıkladı. Onca siyasi
            partinin Ekmeleddin İhsanoğlu üzerinde oydaşmasını, halkın beklentisini yansıttığına vurgu
           yaptı...

           Bir diktatör taslağının, CB koltuğuna oturmasına izin verilmemesini 'tek adamlık'sürecine
           kapı aralanmamasını istedi. Bu ülkede tek parti döneminin yaşandığını, o tek partinin 1950'de
           çok partili demokrasiyi getirdiğini, şimdi buradan geri dönüşe izin verilemeyeceğini
           vurguladı..

            Sayın Kılıçdaroğlu'nun tatilcilere de bir çift sözü oldu! 'Tıpış tıpış gelip oyunuzu Türkiye
            için vereceksiniz. Çocuklarınızın geleceği için vereceksiniz! Oy vermeyi ihmal ederseniz,
            seçilecek diktatör, yarın tatil yapmanıza bile müdahale edecektir!' diye uyardı..Özetle
            Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçilmesi için, herkesin özen göstermesini; bunun
            cumhuriyet ilkelerinin, demokrasinin, birlik ve bütünlüğümüzün;yaşam biçimimizin bir gereği
            olduğunu tembihledi. Söylediklerinden bu kadarını sizin için aklımda tutabildim..

Sonra konukların konuşmasına geldi. Eskişehir'i çağdaş bir yenişehir yapan belediye başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen'in konuşması doyurucu, barışçı ve uzlaşmacıydı.

Sonra eski bakanlar, milletvekilleri 'biz daha ölmedik' konuşmaları yaptılar. Sıra bize
geldiğinde, biz Anadolu'nun yollarına düşmüştük!..

Sayın Kılıçdaroğlu, son konuşmacı sözünü bitirene dek yerinden kalkmadı!.

Onu anladık...!

Sağlıcakla kalın... 
Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogstop.com. 15.07.14. Bursa

8 Temmuz 2014 Salı

ADAYLIK


 

Sayın Ekmeleddin İHSANOĞLU Cumhurbaşkanı adayı oldu ya!
Her yandan muhalefet sesleri yükseldi! Kimisi ABD akla getirdi diye eleştirdi..
Kimi 'Ha Tayyip, ha Ekmeleddin!' dedi Kimi, daha çok CHP içinden ' aday belirleme'
yöntemine eleştiri sesi yükseltti! Ya da ' bekledikleri' adayı göremediklerinden kızdılar!
Kimi de ' laiklikten' peşinen ödün verildiğini savundu.

Sayın E. İhsanoğlu iki partinin uzlaşmasıyla belirlenmiş birisidir.Bir bilim insanıdır. Organik kimya gibi bir alanda bilim kariyeri yapmıştır.Dünya üzerinde geçgel birden çok dili hakkıyla bilmekte ve konuşabilmektedir. Yıllarca İslam Konferansı Teşkilatı'nın genel sekreterliğini yapmıştır. 58 islam ve Arap devletinin bu teşkilat içinde uzlaşmasını sağlamış bir kişiliktir.
Uluslararası siyasette deneyimi olan ve kimliğine saygı duyulan birisidir..

Önümüzdeki en önemli ve acil uluslararası sorun Ortadoğu'dadır. Çankaya'da yansız, dürüst, bütünleştirici, sağduyulu, vatansever birine ihtiyaç vardır. En yakın rakibine, Çankaya güvenilemez. Ülkenin geleceği güvenilemez. Demokrasiyi bir araç olarak düşünmektedir. Gelecekte Türkiye'yi parçalamayı, ABD'nin GOP veya BOProjesine göre düzenlemeye heveslenmektedir. ' Biz GOP-BOP'un Eşbaşkanlarından birisiyiz!' diye öğünmektedir..

Sayın Ekmeleddin'in böyle saplantıları yoktur. En azından böyle saplantıları, bir yerlere verilmiş sözü yoktur. Çankaya'da oturması bile ulusa güven verecektir. Seçim kazanma şansı vardır.

Öteki adaydan tırsıyan! her kanattan oy alabilecek bir kimlik ve kişiliktir. İktidarda kalmak için bölücülükten medet uman birisi değildir.

Saldırgan ve küfürbaz değildir.

Üç düşünüp bir konuşmaktadır.

Ağzına geleni söyleyen biri değildir.

Ayıpları konuşulmasın diye kanun veya mahkeme kararı çıkarmamıştır!

Söylenecek bir ayıbı olmayan biridir.

Dindarlığı siyasete alet etmemiştir!.

Bugün dindarlığı kullanıp yarın şeriat devleti kurmaya niyetlenmemiştir.

'Laiklik, demokrasinin olmazsa olmazıdır!' diyebilmektedir.

Herkesin çıkınında söylemek istediği, düşündüğü, endişelendiği bir yan elbette vardır. İçinde yaşadığımız devir, hık mık edilecek devir değildir.

Birisi kafasındaki ucubeleri hayata geçirmek için, Çankaya'yı kullanmayı hedefliyor. Bunun durdurulması önemlidir..

Hukukun üstünlüğünü yıkmak için, Türkiye'nin hukuk nizamını, yargı düzeni, TSK'yı yap boz tahtasına çevirmiştir. Paralel generaller var diyerek, Yaş toplantısı öncesinde, yeni kıyımların hazırlığı içindedir... Yaptıklarını 'Paralel Yapıya' yükleyip ak kaşık gibi kıyıya çıkmak istemektedir..

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nda bu şaibelerin hiçbirisi yoktur!

Unutmayın ki, Hitler de seçimle iş başına gelmişti. Sağ kanat siyasetçiler Hitlere yardımcı olmuşlardı. 
Humeyni de İran'da sosyalistlerin desteği ile iktidara gelmişti.. Her ikisi de, önce çanak tutanları astılar!  Sonra tek başlarına kanun oldular, devlet oldular, sonra da hiç oldular!..
 
Şimdi Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ardında durmanın zamanıdır.

             Sonra kıyasıya eleştiririz..

              Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyaziları.blogspot.com, 7.7.14, Bursa

3 Temmuz 2014 Perşembe

ÖN YARGI


       

Toplumda hoşgörü eksikliği, önyargıların acımasızlığı, yıllar önce Madımak Oteli
yangını ve kıyımı ile sonuçlanmıştı. Duru (freni) olmayan aşırı sofuluğun garabetiydi..
 
Aynı dili konuşan, aynı inancı paylaşan, aynı kültür köklerinden gelen insanların;birbirinin canına kıyacaklayım yabancılaşması, acımasızlaşması ve kastı anlaşılamaz!..Aynı dini, benzer inançları paylaşanların ibadetlerindeki, dini değerlerindeki ayrıntıları bu denli sorun etmeleri, düşman kesilmeleri kabul edilemez.

Toplum üzerinde egemenlik kurmak isteyenler bunları kaşır ve kışkırtır. Düşman ve düşmanlık üretirler. Sıradan yurttaşın konu komşuyla düşmanlığı olmaz. 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır.' 'Kurt komşusunu yemez.' diyenler bu halkın atalarıdır.

Hz. İsa 'bir yanağına şamar vurana, öteki yanağını çevir!' diyesi. Gündelik yaşamda işler böyle yürümemiş! Katolikler inanç ayrılıkları yüzünden, öteki isevi inanç mezheplerini sapık saymış, düşman ilan etmiştir. San Bartelmy Yortusu sırasında, bir gecede birkaç şehrin halkını kılıçtan geçirmişler!..Yıllarca boğazlaşmışlar. Cizvitler kendilerine benzemeyen hıristiyanları yakarak, içindeki şeytanı(!) çıkardıklarını sanmış; yüzyıllar boyunca insanları yakmıştır. Dinsel bağnazlık evrensel görünüyor!..

Hz.Peygamber'in torunları, Oniki İmam'ın hiçbiri yatağında eceliyle ölmemiştir..Dindaşlarının zülmüne ve kıyımına uğramışlar. Hani müslüman, müslümanın kardeşi idi? Kardeş kardeşe bunları yapar mı? Oysa kardeşler inanç ve ibadet ayrılıkları yüzünden birbirlerine kıya gelmişler. Hoşgörü, anlayış göstermemişler. Ayrıntılarda başkalaşmayı olağan saymamışlar. Birbirini sapkın sayıp elleriyle düzeltmeye girişmişler. Boğazlamışlar, kurşunlamışlar, yakmışlar, yurtlarından etmişler!..

Osmanlı ile Safevi rekabeti, siyasiydi. İki yanda da Alevi ve Sünni askerler vardı.Ama Osmanlı yöneticileri alevileri hasım görmeyi sürdürdü. Sorunun temeli dinsel değil,
siyasiydi. Madımak Oteli yangını ve kıyımı, bu husumetin hortlatılmışıdır! Günümüzün
IŞİD dehşeti de, müslümanlar arasındaki hoşgörü eksikliğinin ürünüdür. Siyaset bu canavarı üretip müslümanlar arasına salmıştır. Uluslararası bir çıkar ortaklığının eşkıyasıdır.Bir yandan 'Halife' üretip öteki yandan 'Kabe'yi' yıkmaktan söz edecek denli ölçüden,endazeden yoksunlar..

Aleviler üzerindeki örtülü ya da açık baskı, Osmanlı'dan gelen kötü bir mirastır.Cumhuriyetin eşit yurttaşlar uygulaması, bu ön yargıyı bir hayli eritmişti. Laik devletin anlayışı, herkese eşit davranması fikri, alevileri bir hayli rahatlatmıştı.1950'ye kadar, laik Cumhuriyet yönetiminde aleviler nefes aldılar. Eşit yurttaş olmanın güvencesini yaşadılar. Çocuklarını okuttular, devletin çeşitli birimlerinde görev üstlendiler..

1950'den sonra, sağ iktidarlar, alevilere karşı ön yargıları hortlattı!. Baskıları, aşağıla-mayı artırdı. Köylerine cami inşa etti. Çorum'da, K.Maraş'da kıyımlar oldu. Sıvas'da Madımak yangını bunlara tüy dikti. 37 canı, binlerce kişinin gözü önünde, cehennem ateşine terk ettiler. Bazı sanıklar zamanaşımı içinde yakalanamadı. Devlet gücünü kullanan bazı kesimlerden himaye gördükleri sanılıyor. Şer odakları açığa çıkarılamadı..

Madımak Oteli Madımak Müzesi oldu mu? Hayır! Sadece müze yapılmasına karar verildiği duyuldu. Müze, Alevilere karşı ön yargının, bir nebze değişmesi umududur. Müze bir insanlık anıtı olur. Bu ayıbı işleyenler, işletenler ve kollayanlar burada kendi ayıplarıyla yüzleşirler!.. Hoşgörü, anlayış, inançların özgürlüğü, ibadet serbestliği, devletin laik tutumu, insanlığa çare olur; siyaset ve siyasetçiler insanlığın yakasını rahat bırakırlar diya umutları artırır!..

'Yaratılmışları sever, yaratandan ötürü!' bu toprağın insanı.

Sofuluğun freni yoktur. Fren sadece insan sevgisidir. İnsana saygıdır. Hoşgörü ve anlayış göstermektir..

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com Bursa, 01.07.14

24 Haziran 2014 Salı

YA SEV YA TERKET!


 

Eskiden 'Ya sev! Ya terket!' diye bir söylem vardı.

Bir kısım yurttaş, bir kısım yurttaşa söylerdi..'Ya bizimle, bizim gibi yaşayın,

ya da çekin gidin!' derlerdi. Sevmekten kasıt bizim gibi yaşa, inan, düşün, ibadet et

demekti! Farklı kimliklere, renklere, düşünmeye, inanmaya, ibadete yer yoktu...

Eksiğimiz hoşgörüydü, birbirimize katlanmaydı. İnancını, rengini, mezhebini hoş

görmemekti. Sorun ise kendi elleriyle, farklılıkları zorla gidermeye kalkışmaktı! Bu toplum-

lar arası çatışmaydı! Bu kalkışmaları dış güçler de kışkırtır, özendirirdi. Siyasetin ve devlet gücünün de bu zorbalığa katıldığı görülürdü..

Şimdi yok mu? Var elbette! Biraz üstü örtülüdür. Biraz daha ölçülüdür! Ama toplumun gündeminden, siyasetin elinden çıkıp gitmemiştir. Sorumlu adam 'Yüzde elliyi evinde zor tutuyorum!' demiyor mu? Bunun adı ayrımcılıktır! Kışkırtıcılıktır! Yasalar ayırımcılığı yasaklamıştır, hatta suç saymıştır!Yine de insanları birbirine kışkırtacak sebepler buluyorlar. Halkın karşılıklı güvenini, huzurunu ve düzenini bozuyorlar. .

Günümüzde AB. Ülkelerinde bu anlayışın hortladığını AP seçimlerinde gördük!

Irkçı, şöven, faşist, ayırımcı partiler seçimlerden güçlenerek çıktılar! Ekonomik krizlerin,
geçimdeki daralmanın esas sebebinin, insanların farklılıkları olduğu düşünülür oldu.

Farklılıklar üzerinden siyaset, bulanık suda balık avlamaktır!. Ekonominin, çoğunluğu mutlu ettiği toplumlarda, insanların farklılığı göze batmaz! Ülkeler, toplumlar istikrar içinde yaşarlar. Kurulu düzen, adil olmasa bile, huzurlu, güvenli bir yaşam sağlar...

Bakın 'Arap Baharı'nın geldiği(!) ülkelere! Düzenleri bozulmuş, herkes birbirine düşman edilmiş! Halkları birbirlerinin ciğerini sökmeye hazır! Ekmek bulamaz, silah ve atacak mermi bulur! Attıkları her kurşunun silah üreticilerinin rafahına katkı olduğunu akıl etmezler! Kim onlara vur demişse vururlar! Allahı, dini inançları uğursuz emellerine alet ederler! Libya'da darbeci general Türklere ve Katarlılara 48 saat içinde Libya'yı terk edin diye mühlet vermiş! Oysa Türkler, Libya'yı yeniden inşa ediyorlardı..Düzen bozulmaya görsün, dostlar düşman görülür!..

Mısır'da düzen bozuldu! İdam kararları bini buldu! Ölenlerin sayısı belirsiz.Herkes birbirinin boğazına sarılmaya hazır! Oysa farklılıklar toplumun zenginliğidir. Birbirlerinin farkına katlananlar huzur içinde yaşarlar. Mısır binlerce yıldan beri farklı renklerin, dillerin, inançların bir arada yaşadığı bir uygarlık merkeziydi. Birilerinin çıkarı, Mısırlılara bunu haram etti! Farklılıkları farkettiler; 'Aaa! Kıral çıplakmış!' dediler..

Suriye'deki aptalca savaş öyle değil mi? Bizim elimizin orada ne işi vardı? Irak'da itler salınmış, taşlar bağlanmıştır! Önüne geleni ısırıyorlar! 'Bize hasım değiller!' diyenler
fena yanıldılar! Kürtler, Araplar, Türkmenler öldürülüyor! Müslümanlığı, mezhebi, ırkı,
dili farklı olanlar birbirlerini öldürmeyi hak bildiler! Emperyal çıkar sahipleri, savaşı tek
çözüm diye dayattılar! Lokmalar kanlandı! Bölge halkı oyuna geldi. İktidar bu oyunların 'ebesi' olmaya soyundu!..Bu siyaset yanlıştır!.

Avustralya Başbakanı, ülkesinde Mursi lehine yapılan bir gösteride, bir fanatik müslüman eylemciye ne demişti? “ Niçin bu kadar taassup içindesiniz? Niçin Suudi Arabistan'da, İran'da yaşamayı seçmediniz? Siz, Allah'ın İslamla mübarek kıldığını söylediğiniz devletleri terk ettiniz! Kafir dediğiniz bizim memlekete göçüp geldiniz!

Hürriyet, adalet, refah, sağlık güvencesi, sosyal güvenlik, kanun önünde eşitlik,

adil çalışma fırsatı, çocuklarınızın geleceği, düşünce hürriyeti için!.. O halde bize fanatiklik ve nefretten söz etmeyin! Biz size kaybettiğiniz her şeyi verdik! Bize saygı duyun... ya da burayı terk edin!..” demiş..

Küffarın başbakanı haksız mı söylemiş?

Yanlış her yerde yanlıştır! Yapanın yanına kar kalmaz!..

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, 23.6.14, Bursa

16 Haziran 2014 Pazartesi

DOĞRU SEÇİM


 
Cumhurbaşkanı çatı adayı olarak Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu adı
benimsenmiş. İyi seçim, doğru seçim yapılmış!
Uzun yıllar İslam Konferansı Genel Sekreterliği görevini yürütmüştü!
İslam dünyasında adı iyi bilinen birisidir. Herkesin güvenini kazanmıştır.
İyi bir insan! İyi bir akademisyen! İyi bir uluslararası siyasetçidir.
En az tanındığı yer de Türkiye'dir.
Laiktir, dindardır. Aydındır. Dürüsttür! Adam gibi adamdır..
Ağzından çıkanı kulağı duyabilir.. Ağzından ölçüsüz söz çıkmamıştır.
Türkiye'ye ilaç gibi gelecektir.
Çankaya kabusu bitmiştir!..
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a başbakan olarak katlanmayı sürdüreceğiz.
Hayırlı uğurlu olsun!..
***
IŞİD denilen cani ordusu, Irak'ı böldü!..
Kuzeydeki Kürt Bölgesi ile Bağdat arasını işgal etti!
Petrolü Akdeniz'e akıtma konusunda, Kürt Özerk Bölgesi Yönetimi ile anlaşan
Türkiye; ABD'nin muhalefetine rağmen petrolü akıtmaya başladı..
Tam da bu sırada IŞİD harekatı başladı.
Petrol bir kere daha sınırları belirledi..
Türk tır sürücüleri IŞİD'in elinde rehin kaldılar..
Musul Konsolosu, çalışanları, koruma görevlileri tutuklu, rehin ya da esir
edildiler. Dışbakanı '..bize hasım değiller!..' diyesiydi. Ama adamlarımız esir, rehin
ya da her ne ise IŞİD'in elindedir. Para karşılığında bırakılacakları, pazarlık edildiği
söylentisi yaygındır...
IŞİD'cilerin askerleri profesyonel paralı askerlerdir! Ya da teröristtir!
Kanunları yok! Acımaları yok! Müslümanı öldürürken, 'Allahüekber!' diye
bağırıyorlar! Musul'da polis görevlisi 1700 esiri sözde yargılayıp kurşuna dizdiler!
Görüntülerini sanal dünyaya yaydılar! Öldürülenler 'Şii' imiş! Sünni de müslüman, şii de müslüman! Din kardeşi bunlar. İnsan bu denli acımasız olabilir mi?
Anlaşılan Şiileri, buradan güneye sürüp ayrıştırmak istiyorlar! Biri Kürt, biri Sünni Arap, biri Şii Arap üç bölgeye ayıracaklar Irak'ı. Kerkük'de, Musul'da, Tuzhurmatı'da, Süleymaniye'de, Erbil'de Türkmenler de var. Şiisi de var, Sünnisi de..İkisi de Türkmen! Eee! Onları nasıl ayıracaklar? Eli kolu bağlı mı duracağız? Petrol akışı için kanlarının akmasına göz mü yumacağız? Dünya gibi, biz de bel bel bakacak mıyız?
Sayın Başbakan Erdoğan, medyaya 'dilinizi tutun, yazmayın' dedi!
Bu canilere 'cani' demedi, 'terörist' demedi. Rehineleri korumak için miydi?
Yoksa bilmediğimiz bir pazarlığın, alışverişin içindeler mi?
'Yeni bir Ortadoğu dizayn' ettiklerini söylüyordu Dışbakan!
'Biz BOP'un eşbaşkanıyız' diyordu Sayın Başbakan! Meğer iş üstündelermiş!
Libya'da, Mısır'da, Suriye'de ters köşeye yatmışlardı!
Şimdi 'dur bakalım ne olacak?'
Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, 17.06.14, Bursa

Not: Göz sorunum üç ayın sonunda iyileşti!
Kaldığımız yerden devam edeceğiz.