22 Aralık 2015 Salı

DOĞALGAZ SAVAŞI


Petrolün ve doğalgaz yataklarının olduğu Asya, Afrika ülkelerine ve Ortadoğu'ya demokrasi giremedi. Oralarda her din diğerine, her mezhep ötekilere düşmandır! Savaşlar

eksik olmaz, 'Allah Büyüktür' diyerek birbirlerini boğazlarlar. Silahlarını da ABD, AB,
Rusya gibi gelişmiş ülkeler sağlar. Hatta hediye ederler!..

Uluslararası sermaye; ya da eski adıyla emperyalizm; bu topraklara demokrasinin
girmesini istemez! Demokrasi girerse, insanlar din veya mezhep ayrılıklarından ötürü savaşmazlar. Ortak çıkarlarına bakarlar. Petrolüne, doğal gazına sahip çıkarlar. Buna uygun iktidarları seçip görevlendirirler..

Diyanet İşleri Başkanı, laikliği, sekülerizmi savaşların nedeni diye yermiş! Laik ülkelerde neden savaş yok diye düşünmemiş! Oralara demokrasi yerleşmiştir. Halk din ve mezhep ayrılıklarını çoktan aşmıştır. Ortak çıkarlarına göre tavrını almaktadır.

Bakın Ortadoğu'ya ' Allah için' insanlar dindaşlarını kırmaktadır. IŞID önüne geleni boğazlamaktadır. Sahi IŞİD'i kim üretti.. Kim silah verdi, kim destekledi? Esad kendi mezhebinden olmayanların üstünü 'varil bombaları' atıyor!.

Irak üstünden ABD dozeri geçtikten sonra, iki yurttaş yan yana gelemez olmuştur. Şii Arap, sünni Arap'a düşmandır, Sünni Arap için şii düşmandır. Şii Türkmen, Sünni Türkmen'e yakın durmaz! Kürtler Araplara, Türkmenlere ve başkalarına düşmandır. Ötekiler de onlara.. Hasılı o toprakların insanları birbirlerine düşmandırlar! Niye?

Toprağın altı petrol ve doğalgaz ile doludur. Gelişmiş ülkelerin, emperyalistlerin bu petrole ve doğal gaza ihtiyacı vardır. Birkaç kamyon dolusu basılı kağıt verince petrolü ve doğalgazı bedavaya alırlar! Nedir o basılı kağıtlar; dolardır, eurodur, sterlindir! O kağıtları verirler, onca petrolü, doğalgazı alır götürürler! O toprakların üstünde yaşayanlar, birbirleriyle, emperyalistlerin verdiği silahlarla; yine onların ürettiği marazalarla savaşırlar! Bu kördöğüşü sürer gider!

Şimdi emperyalizm onların savaşını destekliyor! Savaş uçakları, gemileri, füzeleriyle uzaktan savaşıyorlar! Sonucu rastlantıya bırakmıyorlar. Dokuz uzak mahallenin kavgacıları, bizim mahalleleri döğüş yeri seçmişler!..Garip değil mi?

Suriyelileri yurtlarından ettiler, yükünü Türkiye'nin üstüne yüklediler! Bir de PKK'ya  arka çıktılar! Şehirlerde ve kasabalarda yuvalandılar. Yığınak yaptılar! Şimdi Güneydoğu'da ev ev, sokak sokak; yorgandan pire ayıklama savaşı yapıyoruz. Başkaları petrolü, doğalgazı
götürüyor!

Yüzyıl önce bizi bu topraklardan uzaklaştırdılar. Elbirliği ile üstümüze üşüştüler!. En son askerini Irak'tan çek diye yine üşüşüyorlar; en başta stratejik (!) ortağımız! Rusya ısrarla sınır ihlali yaptı! Nasılsa bir kahraman çıkar ve uçağı vurur dedi. Öyle de oldu! Şimdi mahalle kabadayısı gibi ' Erkeksen Suriye üstünde uç!' diyor! Uçamıyoruz.

Yüzyıl önce rahmetli Abdülhamit'in ileri görüşü hala, birincidir. Tek tek haritasını yaptırmıştı petrolün! Bir kısmını da mülkiyetine almıştı. Elbirliği ile azlettiler. Sonra İngiliz tek gram petrol kaptırmadı! Irak için 'halkoylaması' yapılacaktı. Kurnaz ingiliz 'Şeyh Sait' isyanını çıkarınca, oylamayı kaybettik! Yani petrolü kaybettik!

Şimdi bir kez daha Irak petrollerini ve doğalgazını emperyalisitlere kaptırmak üzere-yiz! Biz PKK piresini yorganımızdan ayıklarken, Barzani bağımsızlık ilanı arifesinde, Emperyalizm, petrolü, doğalgazı bir daha götürüyor.

Eskiden bunlar olurken, Osmanlı, Boğaz kıyılarına veresiye saraylar yaptırıyordu.
Şimdi Atatürk'ün halka bağışı olan Orman Çiftliği', Saraylar ve Saraycıklarla örtülüyor! Yüzyıldır değişen bir şey yok!

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com hasipozturk@hotmail.com

15 Aralık 2015 Salı

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI


Üçüncü Dünya Savaşı, Türkiye'nin çevresinde dolanıp durur.

ABD , Rusya, AB orada. Onların uçakları, maddi-siyasi destekleri, silahları
savaşın içindedir.
Savaş kime karşıdır? Sözde Işıd'e karşıdır..
Işıd Irak'ın ve Suriye'nin önemli bir kısmını boşaltmıştır. İnsanlarını sürmüştür.
Bölgede yaşayan insanların çoğu Türkiye'ye sığınmıştır. Türkiye bu çaresiz insanlara
kucak açmıştır. Altı, yedi milyar dolar harcama yapmıştır. Nezaman biteceği belli
olmayan bir yola girdik!..
Işıd'e ait karargahlar, petrol kaynakları, rafineriler, silah depoları sapasağlam
duruyor. Ne Rusya, ne ABD uçakaları bunları vurmuyor! Petrol gelirleri tıkır tıkır
kaçak petrolden kasalarına akıyor! Müşterileri de sözde savaştıkları ülke şirketleri..
Sözde Işıd'e göstermelik bir savaş açılmıştır.
Savaşın faturasını Türkiye ödemektedir..

Sığınan insanlar bir yana, Türkmen halkı hem Irak'da ve hem Suriye'de mağdurdur.
Rusya, ABD ve Koalisyon uçakları bunların köylerini vurmaktadır. PYD denilen PKK
nin Suriye kolu ile Işıd güçleri de Türkmenleri yurtlarından söküp atmaya zorluyor!
Sözde Işıd'ı vurmaya giden uçaklar, Türkmenleri vurup dönüyor..
Aynısı Hatay'ın güneyindeki Türkmen Dağı çevresinde de oluyor. Türkmen köylerini boşaltmaya çalışıyorlar. Sözde müttefikimiz ABD bunları görmezden geliyor. Resmen
Türkiye ile bağlaşıktır. Pratikte Işıd, PKK, PYD ve Rusya ile bağlaşık hareket etmektedir. Bunları yaparken İncirlik gibi bir Türk hava üssünü kullanmaktadır. Hava sahamızı kullanmaktadır.
Rusya, uçağının düşürülmesini, Türkiye'yi köşeye kıstırmak için fırsat saymıştır.
ABD de bu oluşuma göz yummaktadır.

Gelelim yurtiçine yansımalarına.
İki buçuk, üç milyonluk bir sığınmacı nüfusun getirdiği mali, sosyal sıkıntılar ülkeyi
zora sokmaktadır. Ülke kaynakları bunlara harcanmaktadır. İşsizlik boy vermiştir!
Öte yandan güney doğudaki bazı il ve ilçelerdeki sokak çatışmaları, halkı buradan
göçe zorlamıştır. PKK ile mücadelenin Valilere terk edildiği üç yıllık sürede, şehirlere
yerleştikleri, silah ve mühimmat yığdıkları, örgütlendikleri anlaşılmaktadır. Şimdi yorgana
ağmış pireleri temizlemek gürültü çıkarmaktadır..

Özellikle çok gürültü çıkması istenmektedir. Birleşmiş Milletlerin duruma el koyması
için, dramatik sahneler yaratılmaktadır. Güney doğuda halkına silah çeken bir Türkiye
imajı yaratılmaktadır. Zaten BM'nin temel ilkelerinde, ABD'nin isteği ile değişiklik yapıl-
mıştır. Etnisite kümelerine ' kendi siyasi yazgısını, tayin hakkı' tanınmıştır.
2013 yılında bu değişikliği biz de onayladık!!..
Büyük Ortadoğu Projesi adım adım gerçekleşiyor..
Biri de ' Biz de eşbaşkanlardan biriyiz!' diye övünüyor.
Biz de masada olacağız! Kuşkusuz olacağız! Ama masanın etrafında değil, üstünde
olacağız!...

Bin üç yüz öğretmene dönün diye SMS yollanmış!
Okulları, öğrencileri bırakıp dönecekler. Ya sonra sıra kime gelecek?
Yüz yıl sonra Balkan Göçü yeniden mi yaşanacak?
Üçüncü Dünya Savaşı'nın tam orta yerindeyiz!..
Türkiye, kötü yönetiliyor!..
Sağlıcakla kalın.. Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com (hasipozturk@hotmail.com ) Bursa

9 Aralık 2015 Çarşamba

EMPERYALİZM UNUTMAZ


Yüzyıl önce Başkan Wilson'un prensipleri vardı.
Osmanlı Devleti'nin doğusundaki topraklarda Ermenistan, Kürdistan devletleri
kurmayı planlıyordu. Sevr Anlaşması ile bunun meşru zemini de hazırlanmıştı.
Beklemedik şeyler oldu. Osmanlı Devleti yıkıldı. Yerinde küllerinden Türkiye
Cumhuriyeti kuruldu. Emperyalistlerin eli boş kaldı. En zor günlerde kimseden borç almadık. Kimseye el açmadık. On yılda on beş milyon genç yarattık. Yurdu demir ağlarla
ördük. Fabrikalar kurduk. Karayollarını artırdık. Okulları açtık. Yurtdışına seçkin öğrenciler yolladık. Kurtuluş Savaşı içinde bile top sesleri arasında bunu yaptık!
Yetmedi, Osmanlı'nın Duyun-u Umumiye'den kalma borçlarını da ödedik. Türkiye
siyasi, mali, sınai, kültürel bağımsızlığından taviz vermedi. Çevre ülkelerle ortak
anlaşmalar yaparak, çevremizi bir barış ortamı yaptık. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi
uluslararası bir ilke oldu.. Açık davet gelene kadar BM ye bile girmedik. Kırklı yıllarda 1 dolar, seksen kuruş idi.
Lüks içinde yaşamıyorduk. Ama güven içindeydik! Alnımız açıktı!
Ne zamanki Nato vb kurumlara girdik, iki yakamız bir araya gelmez oldu. Kim
' Yardım edeyim! Borç vereyim!' diyorsa, elimizi verdik kolumuz kaldı. Emperyalizm ne Sevr'i yırtmamızı unuttu, ne de Kurtuluş Savaşı yenilgisini....
Dostluk, müttefiklik, stratejik ortaklık adları altında sinsi sinsi sokuldular. Sırrımız
kalmadı. Nerede ne var, ne yoksa bizden iyi bilir oldular. Şirketlerimizi satın aldılar.
Limanlarımızı sözde kiraladılar. Ülkenin her yanına girdiler..
Kardeş kardeş yaşadığımız, içimizdeki etnisite kümelerini tahrik ettiler. En çok Kürt İsyanlarıyla yordular. İsyanı bastırdık diye sevinemeden Irak'ın tümüyle elden çıkıp gittiğini
gördük! Sözde halkoylamasında, Arap ve Kürt bir oldu. Silindik. Zaten Kürt İsyanı bu sonucu almak için İngiliz'in düzenlediği bir kayıkçı kavgasıydı!...
Petrolün üstünde otururken, gaz lambasını yakacak petrolümüz kalmamıştı..
Şimdi, Suriye'nin kuzeyini boşalttılar. Sadece Hatay'ın güneyindeki Türkmen Dağı
çevresi kaldı. Buradaki Türkmenleri ve Bayır-Bucak Türkmenlerini AB, ABD, Rusya ve
sair koalisyon ülke uçakları bombalayıp duruyor. Güya İşid'çileri bombalıyorlar. Işid de bu
düzenin bir oyuncusudur. İşi bitince atılacaklar!
Kuzey Irak ve Irak'ın petrolleri bu koridordan, Akdeniz'e akacak! Kürtler kanlarıyla
petrolü koruyacaklar, emperyalistler günlerini gün edecekler.. Türkiye de daha ufalmış ve
uslanmış olarak kala kalacak! Oynanan oyun budur..
1965 sonrasında Emperyalizm'in ağa babası ABD oldu. Önce BM'nin temel ilkelerini
değiştirdi. Unesco'nun temel ilkelerini değiştirdi. Artık ülkelerin içindeki etnisite kümeleri
kendi siyasi yazgılarına kendileri karar verebilecek, etnisete kümelerinin sanat andaçları korumaya alınacak! Bu değişikliğe bizim de imza vermemiz istendi. Direndik! Dünya finans kurumlarından beş kuruş verdirmediler.
Memur maaşlarını ödeyemez olduk!
Sonra Kemal Derviş adlı, uluslararası sermayenin devşirmesini yolladılar. Kurtarıcı
gibi geldi, düzenlemeyi yaptı. Arap Baharı, Yeşil Kuşak, Büyük Ortadoğu Projesi gibi
bölücü ayrıştırıcı sistemler kapımızı çaldı. 2003 yılında, ipimizi çeken değişikliklerin altına
imzayı bastık!
İstedikleri iktidarı getirdiler. Cumhuriyet birikimleri bir bir sattılar! Gerisini biliyorsunuz. Bunlar tesadüf değildir. Büyük bir resmin küçük 'puzzel' larıdır. Tabloyu yüz yıl sonra
tamamlıyorlar. Ege Denizi'nde her gün Yunan jetleri ile it dalaşı yapılırken, Rus uçağını
niye vurduk? Burada da it dalaşı yapılabilirdi. Oyun içinde oyun bu!
Dünkü düşmanlar işbirliği içindeler. Sofrada biz varız. Ama menü olarak!
Emperyalizm unutmaz ve affetmez! İçeriden yeterince işbirlikçi bulurlar.
Sağlıcakla kalın.. Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com (hasipozturk@hotmail.com)

4 Aralık 2015 Cuma

NEREDE KALMIŞTIK


Neredeyse bir buçuk yıl oldu. Sizleri özledim. Yazmayı özledim.
Onca cefa, ameliyat, kesim, dikim işleri bitti! Rektefiye olup aranıza döndüm!
Bir aksilik olmaz ise 'Saliyazilari' yine yazılacak!
Kuzeydeki komşu, yeni Stalin ile tehditlere başladı! Ekonomik saldırıya geçti!
İlk fırsatta bir savaş gemimizi veya savaş uçağımızı vuracak! Rusya-Türkiye arasındaki
çekişmeyi tırmandıracak! Sonrasının nerede duracağı henüz belli değil!
'ABD, uçak düşürme işi iki ülke arasındaki bir meseledir!' kıvırmasına başladı.
Nato savaş gemileri ve uçak filoları gönderiyor..Ortalık toz duman!
Bu çekişmeden kimse karlı çıkamaz! Adamın kar-zarar diye bir endişesi yok!
Karizması fena halde çizildi! Tufan olsa ne olur diyebilecek kadar ilkel! Yarın Boğaz kıyılarına savaş gemilerini dayayacak kadar pervasız!
Sürekli bombaladığı yer neresi? Hatay'ın güneyinde kalan, daha çok Türkmenlerin
yaşadığı bölge. Türkmenlerle alıp veremediği nedir? Suriye'nin kuzeyini boşalttılar.
Halkını Türkiye'ye yolladılar. Hızını alamayanlar, Avrupa Birliği yollarında denizde
boğuşuyorlar. Koridorun denize inmesine şunun şurasında doksan km kalmış. Bayır-Bucak
Türkmenleri orada. Bombalayın gitsinler! Türkiye'ye mülteci olsunlar!..
Amaç nedir? Suriye'nin kuzeyinde açılacak koridoru, Irak Kürdistan'ı ile birleştirmektir.
Büyük bir Kürt devleti kuracaklar. Doğu Akdeniz'e inecekler. Petrolün kanla savunmasını Kürtlere emanet edecekler. Safayı safayı bunlar sürecekler! Ortadoğu halkının kanı akacak, petrol de Akdeniz'e..Akdeniz'de ki Rus üsleri genişleyecek, rahatlayacak!
ABD uçakları ile Rusya uçakları yanyana, kanat kanata uçmaktalar. İkisinin amacı da
ortaktır. Türkmenleri yöreden kovacaklar, Türkiye'nin elini buradan kesecekler!
Önce üst üste sınır ihlalleriyle tahriklerini yaptılar! Uçağının vurulması için gereken herşeyi yaptılar! Bizimkiler de 'asker bavulu' gibi oyuna düştüler! Uçağı vurdular!
Birileri kendini kahraman sandı!
Ama cenazeyi kaldırmanın bedeline gelince, aşağıdan almaya başladı!
Mesele o kadar kolay değil! Artık aşağıdan almanın da bir yararı yoktur. Bir kere oyuna
gelindi! Aslolan oyuna gelmemekti.....
Birisi kahraman olsun diye ülke tehlikeye atıldı!
'Ben emir verdim!' diye kabaran, bir kahramanımız var! İçeride kahraman oldu!
Dışarıya gelince yalvar yakar! İki gözüm önüme aksın sizin tavuk olduğunu bilemedim!
Ama kapımıza Rus 'Ayı'sını' dikti!
Ülke yönetmek, siyaset yürütmek çocuk oyuncağı değildir. Ben yaptım olmaz!
Başkaları da yapar!
Osmanlı İmparatorluğu yüzyıl geride kaldı.
Yavuz Sultan Selim beş yüz yıl geride...
Halifeliğin TBMM'nin manevi şahsiyetine mal olmasının üstünden neredeyse yüzyıl geçti! Bu ham hevesler nereden zuhur etti?
Para babası Suud'lar sana niye eyvallah desinler!
Bin sekiz yüz yıllarının sonlarına doğru, büyük babalarını Bayazit Meydanı'nda
asmadık mı? Kuyruk acısı dediğin unutulur mu?
Demek ki başkalarının da kuyruk acıları var! Uslu oturamıyorlar. İçlerinde fosil
hevesler taşıyorlar! Bu acılar, hevesler ülkeye zarar veriyor!
Millet bunları bilmiyor!
Bilseler bile başka hesapları var anlaşılan!
Ne diyelim? Allah akıl, izan nasip etsin! Şimdilik üç milyon Suriyeli'miz var!
Arkası gelecek gibi....
Geçmiş olsun!
Sağlıcakla kalın, (02.12.2015, Bursa ) Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com , hasipozturk@hotmail.com

22 Ekim 2014 Çarşamba

HSYK SEÇİMİNDE KİM KAZANDI?


                                     



Hükümet kanadı ve bazı basın 'HSYK Hükümetin emrine girdi!' diye yazdılar.

Biz de haftalık yazımızda buna paylaştık! (Sali Yazilari)

Doğrusu nedir?

Cumhuriyetin hakimleri ve savcıları Hükumetin baskısı ve rüşvetine teslim oldular mı?

İşin gerçeğini araştırmak ve kamuoyunu aydınlatmak kamu görevidir.

Adli Yargı'da 13.994 hakim ve savcının oyları ile, Metin Yıldırmaz Balikesir C.Savcısı

5886 oy, Mehmet Yılmaz HSYK Başmüfettişi 5758 oy, Mehmet Durgun, İstanbul

Hakimi 5694 oy, Ömür Topaç İstanbul Anadolu Başsavcı vekili 5665 oy, Ramazan

Kaya Ankara Başsavcı Vekili 5656 oy, İsa Çelik HSYK Müfettişi 5436 oy, Turgay Ateş

Denizli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı 5354 oy alarak asıl üyeliklere seçilmişlerdir.

Yedek üyeliklere İlker Çetin, Selahattin Menteş, Zeynep Şahin, Okan Gödel, Levent

Ünsal seçilmiştir.

Seçilenler arasında Paralel Yapı unsuru olduğunu sanmam. Eğer olsaydı; en düşük üyenin

oyuna oranlanırsa bütünün içinde, hakim ve savcıların % 32'sinin Fetullahçı hizbine dahil

olduğu sonucuna varılır. Bu inandırıcı değildir.

Asıl üyeliklerde şeklen 7 asıl üye Yargıda Birlik Platform'undan seçilmişse de bunlar hüku-

metin adamları olarak nitelenemez. Söylentilere göre hükümetin Adli Yargıdan kazancı

2 üyeliktir. İdari Yargı'dan 1, Bakan ve Müsteşarı 2, C.Başkanı'nın atayacağı 4 üye ile

birlikte toplam 9 HSYK üyeliği garantidir. Karar yeter sayısı 12'dir..Söylenti bu!..



Hükumetin, istediği kararları aldırabilmesi, diğer üyelerin ikna edilmesi ve karara

katılması gerekir. HSYK'nın Hükumetin emrine girdiği yolundaki yayınların, şimdilik

erken söylem olduğunu düşünüyorum.

HSYK'nın yapısı 6087 sayılı kanun ile değiştirilmiştir.

Buna göre 22 üyenin 1'i Adalet Bakanı, 1'i Müşteşarı sayarsak; 7'si ilk derece Adli Yargı

hakim ve savcılardan, 3'ü ilk derece İdari yargı hakim ve savcılarından, 3'ü Yargıtay Genel

Kurulu'ndan, 2'si Danıştay Genel Kurulu'ndan, 1'i Türkiye Adalet Akademisi Genel

Kurulu'ndan, 4'ü C.Başkanı tarafından, öğretim üyeleri ve Baroların teklif ettiği avukatlar

arasından seçilecektir.

2010 yılında bu kanun yürürlüğe girdiğinde, AKP ile Pararlel Yapı arasında maraza

çıkmamıştı. Hükumet Fethullah Hizbi'ni kendi yapısı içinde görüyordu. Şimdi şartlar

değişmiştir. Seçimleri kazandık, Paralel Yapıyı alt ettik diye naralar atıldıysa da bu

yanıltıcıdır.

Hükumet durumu irdeledikten sonra Anayasa'yı değiştirmek yolu dahil, HSYK'yi kayıtsız

şartsız denetimi altına almak için yeni hamleler arayışına girecektir..

Şimdilik seçilenlerle koalisyon görüşmeleri tüm hızıyla sürecektir.

Gerisini bekleyip göreceğiz! Türk Yargısının hakim ve savcılarının herkesi yanıltacağını

umuyor ve bekliyoruz!

Sağlıcakla kalın... 
 
Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, Bursa 22.10.14



14 Ekim 2014 Salı

YARGI KAZANMIŞ


 

HSYK seçimlerinde kazanan yargı olmuş!

Bunun Türkçesi paralel yapıya bağlı hakim ve savcı adaylar hSYK seçiminde

başarılı olamamış. Kim başarılı olmuş?

Hükumetin destek verdiği YBP, Yargıda Birlik Platformu üyesi adaylar.

HSYK'ya seçilmişler. Adalet Bakanı mutlu, Başbakan mutlu, Cumhurbaşkanı

mutlu! Ağıza birliği ile kazanan Yargı oldu diyorlar!

Bir başka deyimle HSYK 'paralel yapıdan' kurtuldu, Hükumetin 'güdümüne'

girdi! Şimdi Yargı kazanmış mı oluyor? Ha kırk satır olmuş, ha kırk katır!

Farkı nedir?

Olan 'yargı bağımsızlığına', 'hukukun üstünlüğüne', ' kuvvetler ayrılığına' olmuştur.

Yargı yolsuzluk dosyalarını açamayacaktır!

Yolsuzluklar cezasız kalacaktır!

Yargıya güven aşındıkça aşınacaktır!

Yolsuzluklara el atacak savcı ve hakimler oradan oraya sürülecektir.

Deniz Feneri dosyasındaki gibi, iftiralarla sürüm sürüm süründürülecektir.

Şimdi kazanan Bağımsız Türk Yargısı mı olmuştur?

Seyyanen bin yüz elli beş TL'lik maaş zammı da seçimi kazandıktan sonra

gündeme girmiştir! Geçim için zorunlu, ama hakim ve savcıları küçük düşürücü bir

tavırdır. Görünen hükümetin Yargıya çarpık bakışının bir yansımasıdır..

Yargı dediğin hükumete ayak bağı değil, dilediği kararları veren bir kurum olarak

nitelenmektedir..

Tut kelin perçeminden!

****

PKK militanları, 37 ilimizi savaş alanına çevirmiş! 1419 olay çıkarmış!

2039 binayı yakarak hasara uğratmış! Kaymakamlık, emniyet, belediye binaları,

kamu hizmet binaları, kitaplıklar, dersaneler ve esnafın ekmek tekneleri saldırıya

uğramış! Binalar, mağazalar yağmalanmış!..

Üstüne üstlük 212'yi aşkın okulu yakmışlar!

Dertleri neymiş? Kobani'ye IŞİD militanları saldırmış! Türkiye askerini yollayıp

İŞİD saldırısını önlememiş!

Kobani, Büyük Kürdistan'ın batıdaki bölümünün merkezi olacakmış!

IŞİD saldırısından, burayıTürk askeri korumalıymış! Breh! Breh!..

Öfkeleri bunaymış! Yerseniz!..

Bu bir kalkışmadır..

IŞİD saldırısı ile şehit edilen polislerin ne ilgisi var?

Hayatını kaybeden kırkı aşkın yurttaşımızın ne günahı var?

Mesele o değil! Ülkeye zarar vermeyi marifet biliyorlar!

O kadar kahramanlar ki, Kobani'yi Türk askerinin korumasını istiyorlar!

Yiğitsen git Kobani'yi koru! Orada adam gibi savaş! Nerede o yürek?

Molotof kokteyli atmak, yakıp yıkmak, yağmalamak yürek istemiyor! Ama

savaşmak mertlik, cesaret ve yürek ister! Pusu atmaya, mayın döşemeye, arkadan

vurmaya benzemez savaşmak! Caka sattırmazlar adama!

Sebep Kobani imiş! Hadi canım sende!

Varsa yiğitliğini Kobani'de IŞİD'e karşı göster!

Bu isyandır! Kalkışmadır. Olaya bu gözle bakılmalıdır.

Meydanlarda kardeşlik, birlik - beraberlik nutku atmak kolaydır!

Bunu sağlamak yürek ister!..Sokağa dökülün dersen, başına büyük iş açarsın!

Demokrasi, özgürlük ucuz şeyler değildir! Bedeli kandır!..

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, 14.10.14, Bursa

11 Ekim 2014 Cumartesi

ORTA DOĞU SATRANCI


 
Orta doğu'da bir satranç oynanıyor.

Kimin eli, kimin cebinde belli değil!

Şah kim, vezir kim, piyon hangisi? Birbirine karışmış!

Bu oyunda piyondan vezir olur, ama vezirden şah olduğu görülmemiştir.

Petrol denilen nesnenin varlığı anlaşılmakla, emperyalizmin-küresel güçlerin

elleri Orta Doğu'dan çıkmaz olmuştur. Bilinen petrol yataklarına göre cetvelle ülke sınırları

çizilmiştir. Bununla yetinilmemiş, yapay devletlerin koruyucuları, hakimleri oluşmuştur.

Demokrasi denilen mucize buraya girememiştir. Girenler de küresel güçlere hizmet

ettiği kadar yaşatılmıştır...

Küresel güçler yine karıştırıyor! Yine kan, ölüm, göç, zulüm, ümitsizlik sardı!.

Kepçe IŞİD denilen ucubedir. Kepçenin sapı ABD'nin ve yandaşı küresel güçlerin elinde.

Eski kepçe Kürtler'di. Derde deva olamadılar. Kendi heveslerine kapıldılar.

Yerine mezhepçi IŞİD çileri koydular. Kanlı elleriyle Irak'ın ve Suriye'nin gerekli

yerlerini; başka din ve mezheplerden yalıttılar. Sürdüler, kestiler, soydular, yaktılar, yıktılar!

Amaç emperyalizmin güdümünde, yapay bir devlet oluşturmak. Petrolün üstüne oturacak,

petrolün batıya akmasını sağlayacak bir güç! Hem de batıya üs olacak!

BOP ya da GOP adlı projenin gereği buydu.. GOP'un 'Eşbaşkanıyız!' diye kabaran

kişi, vezirden şah oldu! Ayağı suya erdi mi bilemem? Ama Arap dransözlerine taş çıkartan

kıvraklıkla kıvırtmaya başladı!..

Küresel güçler bizim derenin taşları ile bizim derenin kuşlarını; bize vurdurtmanın

hevesindeler! IŞİD denilen ucube, işlevini bitirmiştir! Gerekli ayıklama, yalıtım sağlanmıştır.

Artık temizlenmesi gereken IŞİD'dir! Şimdi ABD ve yandaşları, bizim askerin gidip bunları

temizlemesini istiyorlar! Bizi yönettiğini sananlar da buna çoktan hevesliler. Henüz halktan

yüz bulamadılar. Bizi ikna için PKK terörünü kullanıyorlar. Kamuoyunu asker yollamaya hazırlıyorlar! Hepsi kayıkçı kavgası bunların!..

Eski bir Yemen Türküsü düştü aklıma: Yemen yolu çukurdandır / Karavanası

bakırdandır/ Zenginimiz bedel verir / Askerimiz fakirdendir../ Yüz yıllardır düzen değişmemiş! Bedelli Askerlik yasası yine ufukta! Zenginimiz bedel verecek, fakirlerin

evlatları, tezkere peşinde, yaban ellerde can vermeye gidecek!!..

Bu kör saltanat böyle sürer gider mi?

Din iman yüklemesiyle, körlemesine oy verme sürer gider mi?

Günahı işleyenlerle, sebep olanların, çanak tutanların aynı cezayı göreceklerini

Müslümanlar ne zaman öğrenecek?

Bakın Mustafa Kemal “..Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu'da kurulan

suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz

Cumhuriyetin yöneticileri, bu halkların yanında DEĞİL, EMPERYALİST

GÜÇLERİN YANINDA YER ALIRLARSA, aynı akibete kendileri de

uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı,

onların da hakkından gelecektir..” demiş! Neredeyse yüz yıl önce!..

Bu öngörüye şapka çıkarılır!

Anlaşılan Orta Doğu halklarının uyanması için biraz daha canları yanacak!

Bir de bizim bilinci körelmişlerin cehennemi ucundan accık yaşaması gerekecek!

Kötü ve acımasız biniciyi at bile sırtında tutmaz! Kaç kez düşürmedi mi?

Atla insanın farkı vardır değil mi?..

Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com.,11.10.14, Bursa