27 Ağustos 2014 Çarşamba

KURULTAYA GİDER İKEN...


 

Şu sıra CHP'nin kurultaya gitmesi zorunlu muydu?

Gündem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Sayın Muharrem İnce'nin adaylığı

çevresinde döneniyor!.

Cumhurbaşkanı seçilen Sayın R.T.Erdoğan Başbakanlık koltuğunu işgal

etmeyi sürdürüyor. Milletvekilliğinin dokunulmazlığını sürdürüyor. AK Partinin

Genel Başkanlığını sürdürüyor. Bir kafada üç şapka taşıyor!

Başbakanlığa bağlı, Resmi Gazete Yönetimi'nin Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunu

yayınlamasını engelliyor. Yani görevini kötüye kullanıyor. Toplumda böyle bir algı

oluşturarak yaptıklarına meşruluk kazandırmaya çalışıyor.

Parti üzerindeki Genel Başkanlık etkisini kullanıp başbakan adayı belirliyor!

Bir yandan, Cumhurbaşkanı yeminini uluslar arası bir gösteri haline getirmek

için çabalıyor. Şu kadar devlet başkanı, şu kadar başbakan, şu kadar bakanla

temsil edilecek ülkeleri sayıp döküyor; Tv.ler, gazeteler!

Yasaları hiçe saymak, Anayasa hükümlerini işlemez hale getirmek gündemde

düşürülmüyor! Cumhurbaşkanı seçilmemiş de, 'başkan, hükümdar' seçilmişliği

gösterişi yapılıyor! Uluslar arası bir gösterişe çevriliyor!

Bunların hiçbirisi günlerder gündemde değil!

Varsa, yoksa CHP'nin 'zoraki kurultaya' gündemi meşgul ediyor!

Bu açık açık gündem değiştirmektir.

AKP'in içinde dönenleri, başbakan belirlenmesini, 'kardeşe atılan kazığı';

yasaların paspas edilmesini gözlerden gizliyor.

Kurultay gündemdedir!

Kurultay'dan CHP'nin bölünmesi, muhaliflerin tasfiyesi, yeni küskünlüklerin

doğmasını; CHP'nin güç kaybetmesini umanlar vardır..

Bir kısım CHP'liler, aculca kazan kaldırdı!

CHP yönetiminin başarısızlığına hükmettiler!

En başta 'çatı adayı seçimini' başarısızlık saydılar!

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nu yerden yere vurdular. Seçmenlerin sandık

başına 'tıpış tıpış' gitmesini engellediler! Bir çoğu oyunu vermedi. Sonuçtan

mutsuz (!) olup kurultay istediler!

Bu ne perhiz, bu ne turşu yemeği?

İşi gücü bıraktık! Kurultay hesaplarına daldık!

Zamansız bir siyasi eylem bu! 2015'in ilk altı ayı içinde bir 'baskın seçim'

bekleniyor! Kadroları değiştirdik diyelim. Bu kadar kısa süre içinde mucize mi

yaratacak yeni gelenler? Siyaset boşluk affetmez! AKP'ye 367'yi sağlayacak bir

seçim sonucunu daha, peşinen hediye edecekler! Gelsin başkanlık sistemi!

Gelsin şeriat devleti!..

Sahi kim kimin değirmenine su taşıyor?

Bilerek ya da saflıkla veya öfkeyle kim kime hizmet ediyor?

Parti disiplini, önce partinin aldığı karara uymayı gerektirir. Sonra sandık

başına gidip oyunu verir! Sonra eleştirir, hatta kurultay istenir! Böyle öğrendik!

Böyle yaşadık, böyle biliriz!

Tavşanı kaçırıp ardından tazıyı salmak, hüner değildir.

Siyaset hiç değildir..

Garip işler! CHP''yi, AKP'nin çıkarına göre tanzim mi ediyorlar?

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, Bursa 26.8.14

18 Ağustos 2014 Pazartesi

UÇ DESEN..


 
Cumhurbaşkanı ' ne zaman seçilmiş' sayılır?
Anayasa'nın 101.nci mkaddesi 'halk tarafından seçilir.' diyor. Son fıkrası da
'Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisiyle ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeliği sona erer.' demektedir.
6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu'nun 18.nci maddesi 1.ci fıkrası '..tutanak-
ların içeriği ile seçim sonuçlarının birleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar YSK tarafından
belirlenir.', 2.nci fıkrası ise 'Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirerek ilân eder.' demektedir.
Cumhurbaşkanı seçilenin, seçildiği an hangi zamandır?
Anılan yasanın '20.nci maddesi, 1. fıkrası ' Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamına bildirilir, kamuoyuna ilân edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır. 2. fıkrası da ' Seçilen Cumhurbaşkanı adına, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Cumhurbaşkanı seçildiğine dair bir tutanak düzenlenir.' demektedir.
İmdi, soruyu bir kez daha yineleyelim, Cumhurbaşkanı ne zaman seçilmiş sayılır?
Çünkü, Cumhurbaşkanı seçilenin partisiyle ilişiği kesilir!
Seçilmiş sayıldığı anda TBMM üyeliği düşer!
Üyelik düşünce, başbakanlık görevi de sona erer! Bunları Anayasa hükmü
söylüyor.
Kanımca ' seçilmiş sayıldığı an, seçim sonucunun ilan edildiği' andır.
Kesin sonuçların TBMM Başkanlığına bildirilmesi, Resmi Gazetede yayınlanması,
Cumhurbaşkanına bildirilmesi, seçilene bir 'tutanak' düzenlenmesi gibi işlemler
kurucu değil, tamamlayıcı işlemlerdir.
Sayın Recap Tayyip Erdoğan, şu anda sadece ' seçilmiş cumhurbaşkanı'dır.
Milletvekili değildir. Milletvekili dokunulmazlığı kalkmıştır!
AKP'nin Genel Başkanlığı ve parti üyeliği sona ermiştir.
Başbakanlık sıfatı kalkmıştır.
Başbakanlık yetkileri kullanması, atamalar yapması, tasarrufta bulunması
hukuka aykırıdır. Hakkı olmayan yetki kullanımıdır.
17.08.2014 günlü R.Gazetede yayınlanan atama kararları ' keenlemyekundur'.
Hiç yapılmamış gibi bir sonuç doğurur.
Sayın Cumhurbaşkanı A. Gül, Sayın R.T.Erdoğan yerine bir başbakanı
geçici olarak ya da vekaleten atamalıydı.
Resmi gazetede seçimi kazananın ilanı, C.Başkanı seçilenin TBMM 'de
and içmesi vs. göreve başlamanın merasimidir.
'Ben teamül meamül tanımam!' diyesi. Teamül devletlerin belirli durumlarda
nasıl hareket edilmesi gerektiğini gösteren, yazılı olmayan kurallarıdır. Sırf bu
işleri izleyen ve uyaran bir Protokol Genel Müdürlüğü vardır..
'Adalet mülkün temelidir.' derken, kast edilen devlet düzeni ve devletin devamlılığıdır. Yoksa apartman dairesinin, ya da villanın tapusu değildir!..
Toplumlar hukukla vardır. Hukukla sürerler. Hukuku tanımayan 'asi' olur.
Sokaktaki garip ozan bile bunu bilir. Hukuku tanımayanlara ' ..eşkiya dünyaya
hükümdar olmaz!' diye türkü yakmışlar. Yüzyıllar ötesinden söylenir gelir.
Hukuk devletinde 'uç' denilince uçulur! 'Koş' denilince koşulur!
Belirsizlik yoktur, keyfilik yoktur!
Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

11 Ağustos 2014 Pazartesi

KÖRFEZE BALİNA GİRDİ


 
Sayın Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildi.
Türk Milletine hayırlı uğurlu olsun! Azından yarısı istedi!..
Körfeze balina girdi. Açık denizlerin balığı körfezde ne eder? Nasıl manevra
yapar? Nasıl beslenir? Ne kadar dayanabilir? Nasıl korunur?..
Onun derdi hem başbakan, hem cumhurbaşkanı olmaktı. Yani başkan olmaktı.
Herşeyin başı olacak! Tek parti, tek karar merci olacak? Yani tek adam olacak!
Sonra ne olacak? Hiiç!..
...
Anayasa'da başkanlık öngörülmemiş. Herşeye karışan bir CB olacaktır.
Başbakan olacak kişinin sırtına binecek! Davul onun boynuna takılacak, sorumluluk başbakanın olacak, tokmak Sayın Erdoğan'da.. İstediği havadan tokmak vuracak, hesabı başbakan ödeyecek! Sürtüşmesiz, kavgasız, nizasız sürer mi? Sürmez!..
Rahmetli Özal da Sayın Akbulut'u kullanmak istemişti! Yürümedi!
Sayın Abdullah Gül razı gelir mi? Gelmez! O halde, 28 Ağustostan önce bir baskın
kurultay toplayıp yeni genel başkanı seçebilirler. Sayın Gül AKP 'den soyutlanır.
Anayasa'yı değiştirebilirler mi?
Tayyip'li iken değiştiremediler. Tayyipsiz daha da zordur!
Önümüzdeki günlerde AKP içinde önemli çekişmeler yaşanacaktır.
Yeni genel başkan demek yeni düzen demektir. Eski düzenin nimetlerini kepçele-
yenler nöbet değiştirecektir. Eskiler mutsuz, yeniler aç gözlü olacaktır. Yeni genel başkan
ister istemez kadrolaşacaktır. Kalıcı olmak isteyecektir. Kimi seçerlerse seçsinler, Sayın Abdullah Gül kadar yumuşak ve uyumlu olmayacaktır.
Haydi bre aslanlar! Meydan yiğitleri görsün!
...
Merak ettiğim, fazladan basılan oy puslaları ile kullanılmayan oy pusulalarının
bir sayımı yapıldı mı? Sandıklara 'sahte' oy pusulaları girdi mi? Evet mührü basılmış
çok sayıda oy puslası ile 7 kişininin göz altına alındığı, haberlere yansımıştı. Hepsi
bu kadar değildi zahir! Huylu huyundan, hırsız suyundan vazgeçmiyor anlaşılan!
Yüksek Seçim Kurulu, fazla basılan ve kullanılmayan oy pusulalarının
hesabını da yapıp kamuoyu ile paylaşacaktır umarım!..
...
Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu Türkiye'nin bir kazancıdır!.
Bütün olumsuzluklara, eşitsizliğe, maddi yetersizliğe, süre azlığına karşın, arslanlar
gibi çalıştı. El hak, başarılı da oldu sayılır!
CHP'nin solakları ile MHP'nin fanatikleri Sayın Ekmeleddin'e oy vermediler.
Ya Tayyip'e verdiler, ya da boş verdiler. Sandık başına gitmeyenler bir hayli çoktu.
30 mart seçimlerine göre beş milyon kişi kadar bunlar. Tayyip Erdoğan'ı CB. yaptılar! Onlara da hayırlı uğurlu olsun!
Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'na katlanamayanlar, şimdi Sayın Tayyip Erdoğan'a
katlanacaklar!. Bu onların seçimi. Bağnazlık, ön yargılılık ve peşin hükümlülük hiç bir zaman çıkış yoluna ışık olmamıştır. İnsanlığın hayrına iş görmemiştir!..
Sağdaki on partinin sadece tabelelaları kalmış anlaşılan!
O tabelaları da kaldırsınlar! Görüntü kirliliği yaratmasınlar!..
CHP' de de bir fokurdama yaşanacaktır.
MHP'nin de devrini tamamladığı görülüyor!
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Sağlıcakla kalın.... Hasip ÖZTÜRK
Saliyazilari.blogspot.com, 11.08.14, Bursa

4 Ağustos 2014 Pazartesi

CEMAATİ BİZ YERLEŞTİRDİK!


     

AKP kurucularından Dengir M. Fırat partisinden istifa etmiş!

'Cemaat'i Emniyet'e, Askere ve MİT'e karşı biz yerleştirdik!' demiştir.

Sayın BB bunu reddetmiyor! Israrla 'paralel yapı' diyor. Paralel yapının

öteki yarısı kendisi ve yönetimindeki AKP'dir!

Günahlarını 'paralel yapı', 'darbe', 'ergenekon', 'balyoz' vb. diyerek 'Cemaat',

suç ortağının üstüne yığmaktadır!...

Onların atamasını, Pensilvanya'dan gelip F.Gülen mi yapmıştı? Yoo!

Sayın Dengir M.Fırat “ Cemaat'i Emniyet'e, Askere ve MİT'e biz yerleştirdik!

diyor. Ne için yerleştirmişler? Sayın BB'nin 'vesayet ' dediği devlete, millete,

ulusal yarara sahip çıkan anayasal kurumları etkisizleştirmek için yerleştirdiler!

El Hak başardılar!..

Herkesi dinlediler! Özel yaşama girdiler! Topladıkları belge ve bilgileri arşivde

biriktirdiler. Yetmedi sahtesini ürettiler! Devlet arşivine karıştırdılar. Tağyir ettiler!

Ardından ihbar ettiler!..Sayın BB, bu davaların savcılığına soyundu. Sonra bir şafak

vakti tutuklamalar başladı! Teğmenden, Genel Kurmay Başkanına kadar emekli ya da

görevdeki; yüzlerce subayı, assubayı, bürokratı, gazeteciyi sokaktaki adamı içeri tıktılar!

Özel yetkili mahkemelerde, özel yetkili yargıçlarla, özel yetkili savcılarla yargıladılar!

Duyulmadık ağır cezalarla cezalandırıldılar. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin ' hak ihlali var'

kararı ile tutuklu, hükümlü kim varsa serbest bırakıldılar! Ömürleri gitti! İtibarları gitti! Rütbeleri gitti! Emeklilik hakları gitti! Ordunun doğal hiyerarşisi bozuldu!

MİT Başbakanlığa bağlandı. Dokunulamaz haklarla donatıldı. Devlet içinde devlet oldu.

Eskiden buna 'paralel yapı' derlerdi!..

Özel yetkili hakimler, savcılar oraya buraya dağıtıldı. Haklarında soruşturmalar başladı.

Mendiller kullanıldı, çöplüğe atıldı..!

Emniyet içine yerleştirilen unsurlar direniyor!

Tutuklamalar var. Soruşturmalar var! İstifa etsinler diye baskılar var!

Kullanılan her şey gibi atılacaklar!

Cemaat denilen hem var, hem yok örgüte 'Özür dileyin! Barışalım!' diyorlar.

Cemaat yönetimi 'He!' dese; 'Gördünüz mü? Bütün günah onların!' diyecekler.

İktidarın paraleli, bu dolmayı yutmadı! Kora kor pazarlıklar ve savaş sürüyor!..

Sınırsız imkan ve yetkilerle donatılan Emniyet birimleri herkesi dinlemişler! Gözle-

mişler! Bulguları kayıt altına almışlar! Bir muhalefet liderini, uçkurundan tutup safdışı

ettiler! Bazı muhalif milletvekillerinin yolları kesildi. Belden aşağıya vurdular!..'Sakla samanı, elir zamanı' diye arşivlerde tutuyorlar. Herkesin ve yakınlarının burada kaydı

belgesi, resmi, videosu, dinleme kayıtları saklanıyor. Gün gelir aşikar olur. Yasa çıkarıp yasak etmekle bunlar çözümlenmez!

'Sıfırlamalar' ile milyar avrolar gözden ırak edilebilir. Ayakkabı kutuları geri verilebilir!

'Ama hırsızlık, ahlaksızlık, işbirliği, çete halleri gün gelir ayaklara dolaşır. Atadığı paralel

adamlar 'montaj' diyebilir. Gün gelir, dürüst bilirkişiler tersini söyler!..

Gizlice sevişen aşikar doğurur!

Sayın Ekmelettin İhsanoğlu'ndan oyunu esirgeyenler de bu yapının destekçisidir.

Tudeh yanlıları da Humeyni'ye çanık tutmuştu! Humeyni iktidar olunca önce onları

astı meydanlarda! Yargılamaya bile gerek görmedi!

Neymiş, Sayın Ekmeleddin'i dayatmışlar! Yıllardır dayatılanları görmediniz mi?

Sayın BB ' nin adaylığı basbayağı dayatma değil mi? Kazara seçilirse, başkanlık adıyla

diktatörlüğü dayatmayacak mı?

Gözleri, izanları bu denli kapalı mı? Yoksa oruç bozmaya, papaz mı ararlar?

Zaman bahane üretme zamanı değil! Hele bir düze çıkalım!

Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com, Bursa, 4.8.14

23 Temmuz 2014 Çarşamba

GAZZE'DE YAS ALMAK


'Manav' denilen, Bizans döneminde Anadolu'ya yerleşen Türk soylu halkların
bir ' yas alma ' geleneği vardır. Köde düğün başlamadan önce, düğün alayı, camiden çıkınca; ölü çıkan eve uğrar!. Başsağlığı dilenir. Düğün için 'izin' istenir. Acısı için
ağlayan, davul dövdürülmesinden incinmesin diye yapılır. Buna yas almak denir...

Irak'ta, Suriye'de, Gazze'de kan gövdeyi götürüyor!.
Gazze'de İsrail'in kurbanları için Türkiye'de 3 günlük yas ilan edildi. Bayrakları
yarıya indirdik!.

Gazze şeridinde yaşayan Filistin halkı yıllardır 'abluka ' altında.İsrail denizden,
karadan ve havadan yardım girmesini engelliyor. Yiyecek, içecek, ilaç vs'nin geçmesine
aşırı zorluk çıkarıyor. Bu ambargoyu delmek için, yardım yüklü Mavi Marmara gemisinin başına gelenleri anımsıyoruz. Çaresiz Filistin halkı, Sina'da Mısır sınırında kilometrelerce tünel kazarak, ihtiyaçları buradan karşılamaya çalışıyordu..

Şimdi İsrail silahlı güçleri, birkaç füze atıldı diye, Gazze'yi havadan, karadan ve
denizden bombalıyor. Tünelleri yıkıyor. Kara harekatı ile Gazze'yi yerle bir ediyor..
Binlerce insan, dünyanın umursamaz bakışları önünde öldürülmüş ya da yaralanmıştır. Evleri, ekmek tekneleri, okulları, hastaneleri ve kamu hizmet yerleri yıkılmıştır.
Dünya, Gazze halkının yaşadığı bu zulme seyircidir.
Birleşmiş Milletler seyircidir. ABD'nin hayır dediğine evet diyemiyor. AB seyircidir.
Nato seyircidir. Daha ne kadar kurum varsa 'ahı, vah'ı geçmeyen kınamayla yasak savıyor!

Türk halkı, dün Yahudilerin Nazi Almanya'sında kıyılmasına karşıydı. Almanya'dan
kaçmaya zorlanan Yahudi bilim adamlarını çağırmıştı. Can güvenliği sağlamış ve iş vermiş idi. Monşer diye dalga geçilen dış temsilcilerimiz, canları bahasına, binlerce Museviyi
ölümden kurtarmıştı. Osmanlı, İspanya'da kıyıma uğrayan yüzbinlerce Sefardim Yahudisini, gemilerle Türkiye'ye getirmişti. Onlara yer göstermiş ve geçimlerini sağlayacak ortam yaratmıştı. Şimdi Ukrayna topraklarında, Hazar Devleti vardı. Halkı çoğunca Hazar ve Kabar Türkleri'ndendi. Musevi dinini seçmişlerdi. Ruslar orayı işgal edince rahat vermedi. 'Eşkenazi' Yahudileri zulüm gördü. Yurtlarından dağıldılar. Çoğu İsrail'e yerleşti. Kan bağımız var diye sempati duyduk, sahiplendik.

Bugün, bunların torunları olan İsrail Yahudileri, Hitler kadar kıyıcı olarak Filistin
halkına zulüm ediyorlar! Onları Gazze şeridinden tehcire' zorluyorlar! Öldürerek, yakıp yıkarak zorluyorlar. İsrail'in yaptığı zulme de karşıyız.

Üç günlük yas ilanını olumlu bulduk! Bayrakları yarıya indirdik!.

Gazze halkına gösterilen bu ilginin, koruma ve sahiplenmenin Irak ve Suriye'deki Türkmenler'den esirgenmiş olmasını garipsedim. Kısaca IŞİD denilen, Irak ve Suriye İslam Devleti kurmaya heveslenen terör örgütü ile Barzani Kürtleri arasında Türkmenleri ezilmeye terk ettiler. IŞİD terör örgütü, sünni olmayan Türkmen ve Arap halklarını kıyıma uğratıyor. Kitle halinde öldürerek, kalanları; can havliyle yerlerini, yurtlarını terke zorluyor. Barzani Kürtleri, Türkmen topraklarını kendi topraklarına katmanın çabasındadır!..

Barzani, bağımsızlık ilanına Türkiye'nin karşı çıkmayacağını yüksek sesle yineliyor!
AKP Genel Başkan yardımcısı, bunu doğal buluyor! B.O.P'un (Eşbaşkanı) BB'nın bu konuda
tepki vermedi. CB seçilebilmek için olası Kürt oyları için suskundur. Konsolos ve çalışma
arkadaşları terör örgütü elinde rehindir. Onlara zarar gelmesin diye yayın yasağı getirdiler.

Rehinelerin, seçime beş kala serbest kalacakları; Sayın Erdoğan'ın bu kurtarmanın rantı olarak CB seçilebilmek için gereken oyları toplayacağı tevatürdür!..

Ölümle burun buruna milyonlarca Türkmene ne olacaktır? Onlar için ne yas ilanı var,

ne yardım eli uzanıyor!.. Sahi! Türkiye'nin ağır gölgesine ne oldu?..

Sağlıcakla kalın....                                                                        Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogspot.com 26.7.14, Bursa

15 Temmuz 2014 Salı

'TIPIŞ TIPIŞ'


 

'Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu çağırıyor.' dediler..

Pazartesi günü, saat 13'de CHP Genel Merkezi'nde olduk! Eski - yeni il başkanları, eski milletvekilleri, eski P.M. üyeleri davetli imiş. Gitmemek olmazdı...

Alt kattaki büyük toplantı salonuna doluştuk. Medya emekçileri hazırdı. Şaşılası şey, tam saatinde toplantı başladı. Gündem çağrıda bana erişmemişti. Çağrılılara bakılırsa eskilerin 'gazı' ve 'desteği' alınacaktı..

Açılış konuşmasını Ali Topuz yaptı. İlerlemiş yaşına karşın, dinç görünüyordu. Yönetim masasına da o oturmuştu..

            Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını izleyenler, adayımız sayın
             Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçilebileceğine ümitlendiler. Farklı dünya görüşündeki siyasi 
             partilerin CB adayı üzerindeki uzlaşmasını tarihi ve siyasi bir olay olduğuna vurgu 
             yaptı..Türkiye'nin demokrasi yaşamında bir dönüm noktası sayılırmış..

            Ekmeleddin beyin Türkiye'de tanınmamış olmasına, esprili bir yanıt verdi! 'Ötekisini
            tanıyorsunuz! Oyunuzu verecek misiniz?' dedi. Salondan yükselen kahkahalar yanıt oldu!
            'Evinizi hırsıza emanet eder misiniz?' sorusuna 'Etmeyiz!' dediler. 'Memleketi nasıl
            teslim edeceksiniz?' Yanıtı verdi.

            Bunu ben de denedim! Çay getirene 'adayımızı nasıl buldun?' dediğimde, 'Kimdir, nedir
            bilmiyoruz!' demişti. 'Ötekini tanıyorsun! Oyunu verecek misin?'soruma kahkahası
            yükselmişti.. Bu soru iyi soru idi anlaşılan...

           Sayın Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun özgüven içinde Türk halkının önüne
           çıktığını; sakin, tutarlı ve birikimli yapısıyla kitlelerin sempatisini toplamaya başladığını;
           bir halk adamı olduğunu; yalanı, dolanı, hırsızlığı, şaibesi olmadığını söyledi. Ortadoğuyu,
           Arap ülkelerini, uluslararası siyaseti iyi bildiğini; CB olarak biriken sorunları çözecek en iyi
           seçim olacağını; islamı sindirmiş, Türk kültürünü özümsemiş, demokrasiyi içselleştirmiş,
           laikliği benimsemiş bir aday olarak; CB'nin en yetkin adayı olduğunu vurguladı..

           Yalan söyleyenin, şaibeli olanın, yırtık ayakkabıyla siyasete başlayıp dünyanın en zengin bb
           olan birinin, CB koltuğuna oturtulmaması gerektiğini vurguladı. CB' nın 76 milyonu
            kucaklaması gerektiğini, halkın % 60-70' inin tarafsız bir CB istediğini açıkladı. Onca siyasi
            partinin Ekmeleddin İhsanoğlu üzerinde oydaşmasını, halkın beklentisini yansıttığına vurgu
           yaptı...

           Bir diktatör taslağının, CB koltuğuna oturmasına izin verilmemesini 'tek adamlık'sürecine
           kapı aralanmamasını istedi. Bu ülkede tek parti döneminin yaşandığını, o tek partinin 1950'de
           çok partili demokrasiyi getirdiğini, şimdi buradan geri dönüşe izin verilemeyeceğini
           vurguladı..

            Sayın Kılıçdaroğlu'nun tatilcilere de bir çift sözü oldu! 'Tıpış tıpış gelip oyunuzu Türkiye
            için vereceksiniz. Çocuklarınızın geleceği için vereceksiniz! Oy vermeyi ihmal ederseniz,
            seçilecek diktatör, yarın tatil yapmanıza bile müdahale edecektir!' diye uyardı..Özetle
            Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçilmesi için, herkesin özen göstermesini; bunun
            cumhuriyet ilkelerinin, demokrasinin, birlik ve bütünlüğümüzün;yaşam biçimimizin bir gereği
            olduğunu tembihledi. Söylediklerinden bu kadarını sizin için aklımda tutabildim..

Sonra konukların konuşmasına geldi. Eskişehir'i çağdaş bir yenişehir yapan belediye başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen'in konuşması doyurucu, barışçı ve uzlaşmacıydı.

Sonra eski bakanlar, milletvekilleri 'biz daha ölmedik' konuşmaları yaptılar. Sıra bize
geldiğinde, biz Anadolu'nun yollarına düşmüştük!..

Sayın Kılıçdaroğlu, son konuşmacı sözünü bitirene dek yerinden kalkmadı!.

Onu anladık...!

Sağlıcakla kalın... 
Hasip ÖZTÜRK

Saliyazilari.blogstop.com. 15.07.14. Bursa

8 Temmuz 2014 Salı

ADAYLIK


 

Sayın Ekmeleddin İHSANOĞLU Cumhurbaşkanı adayı oldu ya!
Her yandan muhalefet sesleri yükseldi! Kimisi ABD akla getirdi diye eleştirdi..
Kimi 'Ha Tayyip, ha Ekmeleddin!' dedi Kimi, daha çok CHP içinden ' aday belirleme'
yöntemine eleştiri sesi yükseltti! Ya da ' bekledikleri' adayı göremediklerinden kızdılar!
Kimi de ' laiklikten' peşinen ödün verildiğini savundu.

Sayın E. İhsanoğlu iki partinin uzlaşmasıyla belirlenmiş birisidir.Bir bilim insanıdır. Organik kimya gibi bir alanda bilim kariyeri yapmıştır.Dünya üzerinde geçgel birden çok dili hakkıyla bilmekte ve konuşabilmektedir. Yıllarca İslam Konferansı Teşkilatı'nın genel sekreterliğini yapmıştır. 58 islam ve Arap devletinin bu teşkilat içinde uzlaşmasını sağlamış bir kişiliktir.
Uluslararası siyasette deneyimi olan ve kimliğine saygı duyulan birisidir..

Önümüzdeki en önemli ve acil uluslararası sorun Ortadoğu'dadır. Çankaya'da yansız, dürüst, bütünleştirici, sağduyulu, vatansever birine ihtiyaç vardır. En yakın rakibine, Çankaya güvenilemez. Ülkenin geleceği güvenilemez. Demokrasiyi bir araç olarak düşünmektedir. Gelecekte Türkiye'yi parçalamayı, ABD'nin GOP veya BOProjesine göre düzenlemeye heveslenmektedir. ' Biz GOP-BOP'un Eşbaşkanlarından birisiyiz!' diye öğünmektedir..

Sayın Ekmeleddin'in böyle saplantıları yoktur. En azından böyle saplantıları, bir yerlere verilmiş sözü yoktur. Çankaya'da oturması bile ulusa güven verecektir. Seçim kazanma şansı vardır.

Öteki adaydan tırsıyan! her kanattan oy alabilecek bir kimlik ve kişiliktir. İktidarda kalmak için bölücülükten medet uman birisi değildir.

Saldırgan ve küfürbaz değildir.

Üç düşünüp bir konuşmaktadır.

Ağzına geleni söyleyen biri değildir.

Ayıpları konuşulmasın diye kanun veya mahkeme kararı çıkarmamıştır!

Söylenecek bir ayıbı olmayan biridir.

Dindarlığı siyasete alet etmemiştir!.

Bugün dindarlığı kullanıp yarın şeriat devleti kurmaya niyetlenmemiştir.

'Laiklik, demokrasinin olmazsa olmazıdır!' diyebilmektedir.

Herkesin çıkınında söylemek istediği, düşündüğü, endişelendiği bir yan elbette vardır. İçinde yaşadığımız devir, hık mık edilecek devir değildir.

Birisi kafasındaki ucubeleri hayata geçirmek için, Çankaya'yı kullanmayı hedefliyor. Bunun durdurulması önemlidir..

Hukukun üstünlüğünü yıkmak için, Türkiye'nin hukuk nizamını, yargı düzeni, TSK'yı yap boz tahtasına çevirmiştir. Paralel generaller var diyerek, Yaş toplantısı öncesinde, yeni kıyımların hazırlığı içindedir... Yaptıklarını 'Paralel Yapıya' yükleyip ak kaşık gibi kıyıya çıkmak istemektedir..

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nda bu şaibelerin hiçbirisi yoktur!

Unutmayın ki, Hitler de seçimle iş başına gelmişti. Sağ kanat siyasetçiler Hitlere yardımcı olmuşlardı. 
Humeyni de İran'da sosyalistlerin desteği ile iktidara gelmişti.. Her ikisi de, önce çanak tutanları astılar!  Sonra tek başlarına kanun oldular, devlet oldular, sonra da hiç oldular!..
 
Şimdi Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ardında durmanın zamanıdır.

             Sonra kıyasıya eleştiririz..

              Sağlıcakla kalın... Hasip ÖZTÜRK

Saliyaziları.blogspot.com, 7.7.14, Bursa